Dün gece vermek için seni her yerde aradım. | Open Subtitles | بحثت في كل مكان عنك الليلة الماضية لإعطائهم لك |
Onu ağaçtan yaptılar... Sadece balık fikri vermek için. | Open Subtitles | صنعوا من الخشب، لإعطائهم فكرة عن السمك |
Tam raporumu vermek için bir dakikalığına uzaklaşmam gerek. | Open Subtitles | أريد بعض الخصوصية لإعطائهم تقرير |
Ve onlara hayat verebilecek kişi, onları programlayan dehadan başka kim olabilir ki? | Open Subtitles | ومن أفضل من عبقري برمجة الذي صمّم برامجهم لإعطائهم ذلك الرمق من الحياة؟ |
Peki ya onlara hem istediklerini verebilecek hem de onları oyalayabilecek bir şey bulsam. | Open Subtitles | ماذا لو كان هناك طريقة لإعطائهم ما يريدونه وخداعهم في نفس الوقت؟ ماذا لديك؟ |
Fakat benim verebilecek hiçbir şeyim yok. | Open Subtitles | لكني ليس لدي أي شيء لإعطائهم |
- ...20 lord ve leydi var ve onlara verecek yemeğimiz yok. | Open Subtitles | -في إنتظار تناول العشاء و ليس لدينا عشاء لإعطائهم |
- Onlara Hakam'ın fotoğrafını vermek için. | Open Subtitles | لإعطائهم صورة (حكام) |
Bazı cevaplar isteyecekler ve onlara verecek cevaplarım olmalı. | Open Subtitles | أحتاج لإعطائهم بعض الأجوبة. |