Papaz, inancını kaybetti ve kendi akrabalarını hastalığa karşı aşılayıp geri kalanları ölüme terk etti. | Open Subtitles | فقدَ الموّقر لإيمانه. وقام بإعطاء إبنتيه تلقيحاً ضد المرض، تاركاً الآخرين لمصيرهم المؤلم. |
Tanrı, inancını sınamak için İbrahim'den tek oğlu İshak'ı kurban etmesini ister. | Open Subtitles | يطلب الربّ من (إبراهيم) بالتضحية بإبنه الوحيد (إسحاق)، وذلك إختباراً لإيمانه. |
Belki güçlü bir adam, inançlarına sığınarak bu kötü günleri atlatabilirdi. | Open Subtitles | رُبما لرَجُلٍ أكثر إيمانًا أن يرجِع لإيمانه ليجعله يتعدى مِحن اليوم |
Biri en ilkel korkularıyla her karşılaştığı zaman, ...en temel inançlarına sarılıyorlar. | Open Subtitles | في كل مرة، يواجه أحد ما مخاوفه العظمى يعود لإيمانه الأساسي |