Ve şimdi, kendime ve size toparlamamız için küçük bir an. | TED | فقط لاعطي نفسي واعطيكم فرصة لالتقاط الانفاس. |
Bunu bilmiyormuş gibi yapmak ve derinlerde saklı acılarıma sesimi iletmek için yapıyorum. | Open Subtitles | وعلي ان استخدم الكثير من الشتائم الوصفيه لاعطي صوتا لالمي الداخلي |
Üzgünüm çocuklar, ama ders vermek için oldukça geç bir saat. | Open Subtitles | اسف يا صبية ان الوقت متاخر علي لاعطي محاضرة |
Selam çocuklar. Bana aldırmayın, sadece kendimi yenmek için buradayım. | Open Subtitles | اهلا , شباب , هل تسمحون , انا كنت ماره لاعطي نفسي سقطة فوز |
Ve kendimi uzun zamandır başarabilmek için hazırlıyorum. | Open Subtitles | أنا كُنْتُ احاول ان اعد نفسي لاعطي |
Yaşlı adamın biri benden oğlu için bir iyilik yapmamı istedi. | Open Subtitles | صديق قديم طلب مني لاعطي صديقه فبعته له |
Gerçeğe şehadet etmek için. | Open Subtitles | لاعطي ارشادا للحقيقة |
Haber vermeden geldiğim için kusura bakmayın. Sadece uğrayıp bu çiçekleri annene vermek istedim. Alacağından eminim. | Open Subtitles | رجاءا اعذروني حضرت بلا موعد اردت المرور فقط لاعطي امك هذه الزهور ساحرص على ايصالها لها - لدى صديقي من ارمينيا عرض على الزهور - لهذا رائحتها كالعجل المشوي ماذا تفعل هنا؟ |
- Marshall'a bir şey vermek için uğradım. | Open Subtitles | ـ انا هنا لاعطي (مارشال) شيئاً.. |