Onu parasız olmadığıma ikna etmek için neredeyse tüm paramı harcadım. | Open Subtitles | انا تقريباً افلست فى محاولتى لاقناعها بانى كنت اى شئ ولكن |
Bu tehlikeli durumun dışına çıkmaya ikna etmeye çalışın. | Open Subtitles | مجرد محاولة لاقناعها بمغادره الوضع خطير للغاية. |
Doğru olanı yapmaya ikna edene kadar vermeyeceğim. | Open Subtitles | لذا, لا, لن أعطي ابنتها أية ورق إلى أن أعرف طريقة لاقناعها لفعل الشيء الصحيح |
Onu aramızda bir ilişki olmadığına ikna etmenin tek yolu ona çıkma teklif etmen. | Open Subtitles | الطّريقة الوحيدة لاقناعها أننا لا نتواعد هي تطلبها للخروج معك. |
Onu ikna edecek hiç bir geçerli sebebin yok. | Open Subtitles | لن يكون لديك أي مشكلة لاقناعها بذلك |
Onu gelmeye ikna etmem için bana bir şans verin. | Open Subtitles | أعطونى فرصة لاقناعها بالمجىء |