| Uzun süreli düşmanının yenilişinden memnun olmakta utanılacak bir şey yok. | Open Subtitles | لا عار في السعادة لإسقاط عدو صمد طويلًا أخيرًا. |
| En iyiye yenilmekte utanılacak bir şey yok. | Open Subtitles | لا عار في الهزيمة ممن هو أفضل منك |
| Bu işten caymakta utanılacak bir şey yok. | Open Subtitles | لا عار في الانسحاب. |
| utanacak bir şey yok evlat. Bırak bakayım. | Open Subtitles | لا عار في ذلك يا بُني، دعني أتفحصك |
| Kendinden üstün birinin ellerinde ölmekte utanacak bir şey yok. | Open Subtitles | لا عار في الموت بيديّ شخص يعلوك منزلةً. |
| - Jason iyi bir savaşçı, onun gibi bir adama yenilmek utanılacak bir şey değil. | Open Subtitles | (جايسون) مقاتل بارع, لا عار في الخسارة أما رجل مثله |
| Ancak verdiğin kararda utanılacak bir şey yok. | Open Subtitles | لكن لا عار في قرارك |
| Bunda utanılacak bir şey yok. | Open Subtitles | لا عار في ذلك الأمر |
| Başarısızlıkta utanılacak bir şey yok, Mary Sibley. | Open Subtitles | (لا عار في الفشل يا (ماري سيبلي |
| Bunda utanılacak bir şey yok. | Open Subtitles | لا عار في هذا |
| Bunda utanılacak bir şey yok. | Open Subtitles | لا عار في هذا. |
| Savaşta yaralandım. Bunda utanacak bir şey yok. | Open Subtitles | مجروح في حرب، لا عار في هذا |
| Bu utanılacak bir şey değil. | Open Subtitles | لا عار في ذلك |