Yolda gelirken yemek için vaktinizin olup olmayacağını bilmiyordu. | Open Subtitles | لم تعرف إذا كان لديك الوقت لتأكلي على الطريق |
Mutfak kapanıyor. Bir şeyler yemek için son şans. | Open Subtitles | حسنا المطبخ اغلق انها اخر فرصة لتأكلي شيئا |
Böyle davranıp duracaksan, yemek için başka yer bulmanı öneririm. | Open Subtitles | اذا كنت ستتصرفين هكذا اقترح عليك ان تجدين مكان اخر لتأكلي فيه |
Yumurtalı krepini yemek için beklemek yerine dünyadaki en tehlikeli adamlardan birini bizim tarafımıza çekeceksin. | Open Subtitles | إنه مثل إنتظار طاولة يوم الجمعة. بدلاً من أن تجلسِ لتأكلي "بوربون" لفة بيض فاهيتا منقوعة في مقلاة، |