| Şu an gereksiz riskler almak istemiyoruz.. | Open Subtitles | نحن لا نريد لكم لا لزوم لها تحمل المخاطر. |
| Bu sadece bugünlerde herkesin yaptığı şu gereksiz sahte ruh arayışı işte. | Open Subtitles | هذي مجرد اوهام لا لزوم لها في روحك المزيفه |
| Duygusal aşk kavramını insan ilişkilerine hiçbir katkısı olmayan gereksiz bir kültürel yapı olarak görüyorum. | Open Subtitles | أجد فكرة الحب الرومنسيّ انها لا لزوم لها لبناء ثقافيّ والذي لا يضيف أي قيمة لعلاقات البشر |
| Kesinlikle mübalağa değil. | Open Subtitles | ليست كلمة واحدة لا لزوم لها. |
| Kesinlikle mübalağa değil. | Open Subtitles | ليست كلمة واحدة لا لزوم لها. |
| - Önemli değil. - Aptalcaydı. Gereksizdi. | Open Subtitles | كانت تعني لقد كانت شي غبي لا لزوم لها |
| Ayrıca, yalanınızı daha güvenilir göstermek için evrakları getirme konusuna gereksiz ayrıntılar eklediniz. | Open Subtitles | إضافةً أنّك وضعت تفاصيل لا لزوم لها حيال توصيل الصحف، فقط كي تجعل كذبتك تبدو أكثر مصداقيّة |
| Bu kindarcaydı, gereksiz ve ayrıldıktan sonra oldu seni korkak! | Open Subtitles | وكانت الرغبة في الانتقام، لا لزوم لها والجبان منكم الانتظار حتى بعد أن غادرت. |
| Beni kontrole geldiğin için saol, ama tamamen gereksiz. | Open Subtitles | أنت كريمة جدا للاطمئنان على ، ولكن لا لزوم لها |
| Gücümü bu gereksiz ortaklıklarla kaybetmeyeceğim. | Open Subtitles | لن أسمح لقواي ان تتضعف بشراكات لا لزوم لها |
| Kısacası hanımefendi, Bay Del Rey'i gereksiz ve profesyonelliğe aykırı şekilde rahatsız ettiğimiz için ortağım ve ben en içten şekilde özür dileriz. | Open Subtitles | باختصار، يا سيدتي، شريكي وإنني أعتذر بصدق لإحراج على السيد ديل ري لدينا لا لزوم لها و السلوك غير المهني. |
| Tam şu esnada, karmaşık bir bomba gereksiz yere ana enerji merkezinin içine yerleştiriliyor. | Open Subtitles | في هذه اللحظة بالذات، قنبلة معقدة لا لزوم لها يتم إرفاقها إلى داخل جوهر الطاقة الرئيسية. |
| Bence bu meseleyi saklamak gereksiz. | Open Subtitles | إذا كان لي، أعتقد أنه لا لزوم لها عبء السجل... |
| Gereksizdi, ama eğlenceliydi. | Open Subtitles | لا لزوم لها ولكن ممتعة |