Herhangi bir yere gidebilecek durumda değilsin. | Open Subtitles | انت لست بحالة.. تسمح لك الذهاب لاي مكان |
Jim, şoförlük yapacak durumda değilsin. | Open Subtitles | أنت لست بحالة تسمح بالقيادة |
O haklı. O yolu gidecek durumda değilsin. - Tek başına gidemez. | Open Subtitles | كلا (شون) إنه محق لست بحالة تسمح لك بالقيام بتلك الرحله |
Danny, şu anda konuşacak durumda değilim. | Open Subtitles | -دانى , أنا لست بحالة تسمح لى بالكلام الأن |
Gün aydın falan değil. | Open Subtitles | لست بحالة جيّدة. |
Şu ara pek yatırım yapacak durumda değilim. | Open Subtitles | لست بحالة مناسبة للإستثمار حاليًا |
Bunu yapacak durumda değilim. | Open Subtitles | أنا حتي لست بحالة جيدة لهذا. |
- Gün aydın falan değil. | Open Subtitles | لست بحالة جيّدة. |