O iyi adamın hala oralarda bir yerde olduğunu da biliyorum. Doğru şeyi yapmak için hala geç değil. | Open Subtitles | وأعرف أنّ ذلك الرجل ما يزال داخلك ولمْ يفت الأوان لفعل الصواب |
Doğru şeyi yapmak için çok geç değil. | Open Subtitles | الوقت ليس مُتأخراً للغاية بعد لفعل الصواب |
Neye mal olursa olsun doğru şeyi yapmaya hazır olmak olabilir mi? | Open Subtitles | هل أن يكون مستعدّاً لفعل الصواب مهما كلـّفه الأمر؟ |
Hayatım boyunca bununla yaşamak zorundaydım ama buraya bunu yıkmaya doğru şeyi yapmaya ve oğlunu kurtarmaya geldim. | Open Subtitles | لكنّي أتيتُ إلى هنا للإقلاع عنها و لفعل الصواب |
Bu, o ve çocuğun hakkında doğru olanı yapmak için tek şansın. | Open Subtitles | هذه هي فرصتك الوحيدة لفعل الصواب من أجلها من أجل طفلك |
Bu film ile doğru olanı yapmak için bir şans istiyorsanız. | Open Subtitles | لو أردت فرصة لفعل الصواب بهذا الفيلم، |
Doğru şeyi yapmanın zamanı geldi. | Open Subtitles | لقد حان الوقت لفعل الصواب |
Onlara yanlışlarını düzeltmek için bir şans verirsen bunu kullanırlar. | Open Subtitles | إن أعطوا الفرصة لفعل الصواب فسيفعلونه |
Ona doğru şeyi yapma fırsatı vereceğim. | Open Subtitles | -سأمنحه الفرصة لفعل الصواب . |
Ne kadar zor olsa da doğru şeyi yapacak kadar cesur olmalıyız. | Open Subtitles | ونتحلى بالشجاعة لفعل الصواب بغض النظر عن مدى صعوبته |
Her sabah kalkarsın ve Doğru şeyi yapmak, iyi bir adam olmak için önünde binlerce şansın olur. | Open Subtitles | في كل صباح، عندما تستيقظ هناك آلاف الفرص لفعل الصواب وأنت تتصرف كرجل طيب |
Herkes kaçtığında, Doğru şeyi yapmak için cesaretinin olduğunu gösterdi! | Open Subtitles | يجب أن تمتلك الشجاعة لفعل الصواب حينمايفرالآخرون،ولا يمكننيفعلهذا! |
Doğru şeyi yapmak için geç değil. | Open Subtitles | .ليس الوقت متأخراّ لفعل الصواب |
Karbon vergisiyle onları doğru şeyi yapmaya itersiniz. | Open Subtitles | ما تفعله الضريبة الكربونية هي تحييدهم لفعل الصواب دعني أفهم هذا بصراحة |
doğru şeyi yapmaya hazır olmak olabilir mi? | Open Subtitles | هل هو أن يكون مستعدّ لفعل الصواب |
Umutsuz ve çaresiz bir şekilde doğru şeyi yapmaya çalışıyorum. | Open Subtitles | قدّ فشلتُ في محاولة وهنة لفعل الصواب. |
Sana doğru olanı yapmak için bir şans vermek istedim. | Open Subtitles | أودّ منحك فرصة لفعل الصواب وحسب. |
Sana doğru olanı yapmak için bir şans vermek istedim. | Open Subtitles | أودّ منحك فرصة لفعل الصواب وحسب. |
Bize, doğru olanı yapmak için gerekli cesareti verin. | Open Subtitles | أعطونا الشجاعة لفعل الصواب |
Doğru şeyi yapmanın zamanının geldiğini ve evine, Sarah'a dönmesini. | Open Subtitles | وإنه الوقت المناسب لفعل الصواب (والعودة للديار إلى (سارة |
Çünkü bunu düzeltmek için ikinci bir şansım var. | Open Subtitles | . لأنه اتيحت لي فرص ثانية لفعل الصواب |
Biliyor musun, bir yanım her ikinizin de doğru şeyi yapacak kadar anlayışlı olacağınızı umuyor. | Open Subtitles | أتعلم, جزءاً مني يأمل أن تحضيا ببعض الحشمة لفعل الصواب |