| Onun ifade vermesini sağlayamayacaksan seni dinlemek için hiçbir sebebim kalmıyor. | Open Subtitles | أتعلم, مالم تجعلهيدليبالشهادة، فلن يكون لديّ سبب للإصغاء إليك بعد الآن. |
| Evet, gene başlıyoruz, dinlemek ha? | Open Subtitles | أجل, إذن.. ها قد عدنا مرة أخرى للإصغاء, صحيح؟ |
| Birileri dinlemek için zaman harcıyorsa, fena değil. | Open Subtitles | أجل , الأمر ليس سيئاً حين يأخذ الناس لحظة للإصغاء |
| Onu dinlemek zorunda değilsin Senin için neyin iyi olduğunu düşünüyorsan onu yapabilirsin | Open Subtitles | لست مضطرّة للإصغاء لها يمكنك القيام بما ترينه صواباً لكِ |
| Ve bir gün uyanıp bizi dinlemek zorunda olmadığınızı fark edeceksiniz. | Open Subtitles | وذات يوم ستسيقظون وتدركون أنكم لستم مضطرين للإصغاء إلينا |
| Seni eve götürmek için gelmedim buraya. dinlemek için geldim. | Open Subtitles | لم آتي لإعادتك إلى البيت بل جئت للإصغاء |
| fakat onu dinlemek için kullanıyorum. | Open Subtitles | لكني استمعلها للإصغاء |
| Ofiste geç saatlere kadar kalıyordum ve Amber her zaman beni dinlemek için hazır bulunuyordu. | Open Subtitles | و(آمبر) كانت دوما ً متواجدة ومستعدة للإصغاء |
| Onları dinlemek zorunda değilsin. | Open Subtitles | لستِ مضطرّةً للإصغاء إليهم |
| Bunu dinlemek zorunda değilim. | Open Subtitles | لستُ مضطرّاً للإصغاء إلى هذا. |