| Gayet iyi. Şartlı tahliye için ne zaman uygun olacağım? | Open Subtitles | تبدو مناسبة، متى سأكون مؤهلاً للإفراج المشروط ؟ |
| Şartlı tahliye olmak için yalvaracağın belediye başkanı. | Open Subtitles | ستكون وقتها لتوك قد تأهلت للإفراج المشروط |
| Dr. Turner, şartlı tahliye için iki kez görüştüm ve her seferinde aynı sizin gibi bir terapist bana aynı soruları sordu ben de söylemem gerekenleri söyledim almak istediğim sonucu alabilmek için. | Open Subtitles | دكتوره ترنر . حضرت جلستين للإفراج المشروط من قبل وفي كل مرة ، المعالجين النفسيين مثلك |
| Onlarla dönmem gerekiyor. Bu erken tahliyem için şart. | Open Subtitles | عليّ الذهاب معهم، هذا شرطهم للإفراج عنّي مبكّرًا. |
| Luciano, şartlı tahliyesini gerçekleştirmek için bir dilekçe yazıyordu. | Open Subtitles | لوتشيانو) ارسل بريد) يلتمس به قضيته للإفراج عنه |
| 461 yıldan az olmamak üzere ömür boyu hapse mahkûm edildi. Şartlı tahliye hakkı tanınmadı. | Open Subtitles | لقد حُكم علية بـ461 سنة بالإضافة لحياة غير مؤهلة للإفراج المشروط. |
| Şartlı tahliye şansın olmadan ömür boyu hapis cezası çekiyorsun. | Open Subtitles | أنت تقضي حكما بالسجن المؤبد مع عدم وجود أي فرصة للإفراج المشروط. |
| Tarifsiz kötülükteki eylemlerine rağmen şartlı tahliye olabilirdi. | Open Subtitles | ،برغم ارتكابه جرائم في غاية الشناعة إلّا أنّه كان مرشّحًا للإفراج المشروط |
| Üçüncü kuadrantı tahliye için hazırla. | Open Subtitles | الحصول على الربع الثالث جاهزة للإفراج عنهم. |
| Ya da Darrell Yellen kozunu oynamamayı seçti... çünkü bu küçük kızı verdiği kimse o, onun için şartlı tahliye ihtimalinden daha önemliydi. | Open Subtitles | أو أنه أراد ألا يستخدم تلك الورقة الرابحة ، لأن الشخص الذي أهداها إليه ، أيا كان هذا الشخص أكثر أهمية إليه من الإحتمال الضعيف للإفراج المشروط |
| Yedi yıl sonra şartlı tahliye hakkı kazanacak. | Open Subtitles | مؤهلة للإفراج المشروط في سبع سنوات |
| Sanırım, şartlı tahliye koşullarını ihlal ediyordu. | Open Subtitles | الذى أظن يشكل انتهاكا للإفراج عنه، |
| Ailen bana, şartlı tahliye için gereken zamanın dolduğunu söyledi. | Open Subtitles | ابويك قالوا لي انك وصلت للإفراج المشروط |
| - Haydi, Tom. Şartlı tahliye edildin. | Open Subtitles | -تعالَ يا (توم) ، أنت خاضع للإفراج المشروط |
| - Haydi, Tom. Şartlı tahliye edildin. | Open Subtitles | -تعالَ يا (توم) ، أنت خاضع للإفراج المشروط |
| Bu yüzden Arkansas Islahevi'nde şartlı tahliye hakkınız olmadan ömür boyu kalmanıza karar verildi. | Open Subtitles | وبموجب هذا الأمر حُكم عليك بالسجن في قسم (أركانسو) للتّصحيحات لمدى العمر دون إمكانية للإفراج المشروط |
| Bruce'a geçen sene Cape Verde'ye kaçtığından erken tahliye şansının tükendiğini söylemiş. | Open Subtitles | وأخبر (بروس) أنك خربت أي فرصة للإفراج بسبب هروبك إلى "كيب فيردي" العام السابق |
| Miami polisinin başkomiseri tahliyem için epey bastırmış diye duydum. | Open Subtitles | أجل، قالوا إنّه كان هنالك ضغط هائل للإفراج عنّي من نقيب شرطة (ميامي) |
| Harvey'e söyle, Cahill'in sözünde durmasına çalışırken kendi sözünde durup Gallo'un tahliyesini halletsin. | Open Subtitles | إذاً أخبريه بينما يلاحق (كايهل) ليجعله يلتزم بكلمته ربما عليه أن يلتزم بكلمته ويقيم جلسة الاستماع للإفراج عن (غالو) |