| Kurban soygun yapmakta olan bir hırsızdı. | Open Subtitles | الضحية كانت سارقة وكانت فى مُنتصف الطريق للسطو على المكان |
| - Büyük soygun için araba bulmaya çıktım. | Open Subtitles | فقد خرجتُ لجلب عربة للسطو الكبير |
| Tek başına uzun bir yürüyüş yaparken, "Tiffany's"i soymak için kusursuz bir plan hazırlamak ise, ciddidir. | TED | المشي لمسافات طويلة وحيدا، تراجع خلالها خطة محكمة للسطو على محلات تيفاني، هو أمر جاد. |
| -Gerçekten çok heyecanlı. Sonra, okul başlamadan önce Jen'lerin evine hırsız girdiği aklıma geldi. | Open Subtitles | و من ثم ، تذكرت أن والدي ً جيــن ً قد تعرضا للسطو ، قبل أن يبدأ موسم الدراسة بقليل |
| "Rock Adası Pasifik Demiryolu Deposu, St. Louis, Missouri yakınlarında soyuldu. | Open Subtitles | تعرض مخزن روك آيلند للسطو بالقرب من سانت لويس, ميسوري |
| Salak bir hergeleyi bankayı soyması için zorlayalım. | Open Subtitles | -لنرغم حقيرا مغفلا ما للسطو على المصرف لنا |
| Zira silahlı soygundan dört yıl hapis yatmış, ben de yürümek zorunda kaldım, bu yüzden bayat bamya gibi görünüyorum. | Open Subtitles | تبينَ أنهُ أمضى حكماً لأربعة سنين للسطو المُسلح لِذا كانَ عليَ أن أمشي و لهذا يبدو منظري هكذا |
| 5. cadde ile anayol kavşağında zırhlı araba soygunu. | Open Subtitles | سيارة مدرعة تتعرض للسطو في تقاطع "الخامس" و"الرئيسي". |
| soygun için yanlış partiyi seçtin. | Open Subtitles | إخترتم الحفلة الخاطئة للسطو عليها |
| Gerçi Bayan Dickinson silahlı soygun suçuyla Oklahoma'da aranıyor. | Open Subtitles | إلا أن السيدة (ديكنسن) مطلوبة في (أوكلاهوما) للسطو المسلح. |
| Silahlı soygun Baş Zanlısı Kaçtı. | Open Subtitles | زعيم عصابة " كلبريت " للسطو المسلح يهرب |
| Çoklu soygun tutuklanmalari. | Open Subtitles | إعتقالات مُتعدّدة للسطو. |
| Güçlerini mücevherci dükkanını soymak için kullanırsan başına bunlar gelir. Yakalanmış. | Open Subtitles | هذا ما حدث عندما تستعمل قواك للسطو على مخزن مجوهرات |
| Her ikimizin de fikriydi. Bankayı soymak. | Open Subtitles | كانت فكرتنا نحن الاثنين للسطو على المصرف |
| Evime hırsız girdi. | Open Subtitles | لقد تعرضت للسطو. |
| - Sanırım evine hırsız girmiş. | Open Subtitles | أظنها تعرضت للسطو. |
| pekala bir kaç gün önce çalıştığım bankam soyuldu | Open Subtitles | حسناً منذ عدة أيام تعرض البنك الذي أعمل به للسطو |
| Evimin önünde arkadaşımın arabası soyuldu o kadar. | Open Subtitles | عدا ان سيارة صديقتي تعرضت للسطو من أمام مبناي |
| Belki de banka soyması için birini işe alırız. | Open Subtitles | -إذا ربما نؤجر أحدا للسطو على المصرف |
| Silahlı soygundan tutuklanmış. | Open Subtitles | اعتقل للسطو المسلح |