Arka bahçe duvarının diğer tarafında yaşıyor, acil durumlar için anahtarı bende. | Open Subtitles | تعيش على الجانب الآخر من السياج الخلفي ولدي مفاتيح للطوارىء |
Uygun kimlikleri getirmişti, doğru rotayı çıkarmıştı ve acil durumlar için para getirmişti. | Open Subtitles | احضرت هوية لائقة حددت الطريق الصحيح و احضرت مال للطوارىء |
acil durumlar için kullanıyorum, Sürekli orada burada oluyorum. | Open Subtitles | أنا أستخدمه للطوارىء أنا أتنقل كثيراً |
Her hafta kaç tane bağımlının beyinleri erimiş şekilde, acil servise geldiğini biliyor musun? | Open Subtitles | أتدري كم مدمن مخدّرات يأتي للطوارىء كلّ أسبوع وعقله في حالة مزرية؟ |
Hemen acil servise gitmesi gerekiyor. | Open Subtitles | إنه يحتاج للذهاب للطوارىء الآن |
Birisi kişisel diğeri de acil durumlar için şirket telefonu. | Open Subtitles | واحد شخصى و الاخر رقم الشركة للطوارىء |
acil durumlar için. | Open Subtitles | هذا تحسبا للطوارىء فقط |
acil durumlar için. | Open Subtitles | إنّه الإحتياطيّ، للطوارىء |
- acil durumlar için... | Open Subtitles | -نعم ,للطوارىء . -حسنا ما هى الطوارىء ؟ |
O para acil durumlar için Carm, bunu biliyorsun. | Open Subtitles | هذا المال للطوارىء فقط يا (كارم) تعلمين ذلك |
O telefonu sana acil durumlar için aldım, tatlım. | Open Subtitles | -أبي -جلبت الهاتف للطوارىء فقط |
acil durumlar için vermiştim. | Open Subtitles | أعطيتُها إياها للطوارىء. |
Bu yiyecek acil durumlar için. | Open Subtitles | هذا الطعام للطوارىء |
Arabamı hemen acil servise doğru sürdüm. | Open Subtitles | وعندها هرعت للطوارىء |
acil servise gitsen iyi olur belki. | Open Subtitles | -ربما عليك أن تذهب للطوارىء |