| Üretim tamamlandığında, ayakkabı paketlenir ve dünyadaki mağazalara taşınır. | TED | عند اكتمال التصنيع، يتم تغليف ونقل الأحذية للمتاجر عبر العالم. |
| Tyler, sabunların kalıbını 20 dolardan satıyordu mağazalara. | Open Subtitles | دنوت خطوه نحو القاع تايلر كان يبيع الصابون للمتاجر مقابل 20 دولار للقالب |
| Böyle şeyler satan mağazalara bu maskenin bir kopyasını göstereyim. | Open Subtitles | سوف أوزّع نسخة لذلك للمتاجر التي تبيع ذلك النوع من الأشياء |
| Barkotları, soyulan mağazaların hepsine gönderdim. | Open Subtitles | لقد أرسلت نسخاً من ملصقات الأسعار للمتاجر المسلوبة |
| Yani benimle mağazaların üzerinizde bir çekim gücü oluşturduğunu mu hissediyorsunuz? | Open Subtitles | مع (ديريك اي بارتن) هذا أنا هل تجد نفسك منقاداً للمتاجر بشكل ثابت؟ |
| Hadi, hadi! Timsahları düzgünce dikin. Bu çakma Lacoste tişörtleri çılgın yaz indirimi başlamadan önce dükkanlara yetiştirmeliyiz. | Open Subtitles | هيّا ، هيّا ، خيّطوا هذه التماسيح يجب أن نسلم هذه الأقمصة للمتاجر |
| Geri dönerken dükkanlara uğrayacağım. | Open Subtitles | سأذهب للمتاجر في طريق عودتي |