Fakat süreç geliştikçe, yetenekli insanlara istediklerini yapma özgürlüğünü vermenin akıllıca olduğunu anlamış. | TED | ولكن مع انكشاف العملية، بدأ يدرك الحكمة من السماح للموهوبين بالكشف عن شغفهم |
- Sadece şunu söylemek istiyorum... burada yetenekli birisi için birçok ilerleme olanağı... | Open Subtitles | ظننت أنه يجب عليكِ ان تعمى أن هناك الكثير من الفرص هنا للموهوبين |
Biz Bobby'nin yetenekli çocuklar için açılan bir okula gittiğini sanıyorduk. | Open Subtitles | لقد كنا نعتقد ان بوبي يذهب الي مدرسة للموهوبين |
Şey, Paris'te senin gibi yetenekli çocuklar için bir okul var. | Open Subtitles | حسناً ، هناك مدرسة خاصة في باريس للموهوبين أمثالك |
Insanlar burayı sadece özel yetenekli çocukların gittiği bir okul olarak biliyorlar. | Open Subtitles | للناس العاديين نحن مدرسة للموهوبين |
Bu düğünü tertipleyen yetenekli insanlara da öyle. | Open Subtitles | أو للموهوبين الذين خططوا لهذا الزفاف. |
- Sue sevimli ve yetenekli bronz madalya sahibi Roz Washington haklı. | Open Subtitles | الميداليه البرونزيه الجميله للموهوبين (روز واشنطن) لديها وجهة نظر |
Ülke çağında yetenek avcılığı yaparken Akron, Ohio'da keşfettiğimiz yetenekli bir oyuncu. | Open Subtitles | ممثل رائع صغير في السن وجدناه في (أكرون) بولاية (أوهايو) في المسابقة الدولية للموهوبين |