| Peki, bunu al. Kızım kendisine yaptığım öğle yemeğini istemedi. | Open Subtitles | هاك ، خذ هذا ابنتي لم ترد الغداء الذي أعددته |
| Bu pantolonu giymek istemiyorsan, okul kıyafetini giyersin, olur biter. | Open Subtitles | ان لم ترد ان ترتديه كان عليك ارتداء ملابس المدرسة |
| Bunu dün gece konuşmak istedim ama sen istemedin. | Open Subtitles | لكن الان ليس بالوقت المناسب أنا أردت الحديث عن ذلك لكنك لم ترد ذلك |
| Askerle çağırdığım için özür dilerim, fakat mesajlarıma hiç cevap vermedin. | Open Subtitles | أاسف لارسال المارينز فى طلبك لكنك لم ترد على رسائلى |
| O anda gerçekten bağlandığımızı düşündüm ama aramalarıma hiç cevap vermedi. | Open Subtitles | و أعارتني رداء، اعتقدت بأننا مرتبطين، لكنها لم ترد على اتصالاتي. |
| Bekle. Gitmek istemiyordu ki. Ona başka ne söz verdin? | Open Subtitles | انتظر , هي لم ترد الذهاب بماذا وعدتها ايضا ؟ |
| Bunların hiçbirinin olmasını istemediğini biliyorum... ama oldu işte. | Open Subtitles | أردك أنك لم ترد لأي من هذا أن يحدث ولكن حدث ما حدث |
| Hükümet, parayı kaçırmamdan sonra daha fazla utanç duymak istemedi. | Open Subtitles | لم ترد الحكومة أي إحراج آخر بعد أن هربت بالأموال |
| Başı daha fazla derde girmesin diye suçlama yapmak istemedi. | Open Subtitles | لم ترد توجيه اليه الإتهام كي لا تدخله في مشاكل |
| Herkesin öğrenmesini istemedi çünkü ailesinin gelip işlerinin kontrolünü almaya çalışmasından korkuyor. | Open Subtitles | لم ترد أن يعلم الجميع خشيةً أن تأتي العائلة وتتدخّل في شؤونها |
| Bak bunun bir parçası olmak istemiyorsan, benim için sorun değil. | Open Subtitles | انظر إن لم ترد أن تشترك في هذا فلا مشكلة لدي |
| Tabii hastaneye musallat olmak istemiyorsan, bu bence çabucak bayatlar. | Open Subtitles | إن لم ترد أن تلبس المستشفى والذي يجعلك تشيخ بسرعة |
| Fotoğrafları istemedin... | Open Subtitles | حسناً دعني أستوضح الأمر إذا لم ترد الصور بل الكلبين, صحيح؟ |
| -Hayır. Hadi ama, kabul et, Raymond. Hiçbir zaman yakın olmamızı istemedin. | Open Subtitles | بربك، إعترف رايموند أنت أبدا لم ترد أن تكون مقربا |
| Çünkü telefonuna cevap vermedin ben de ne yapacağımı bilemedim. | Open Subtitles | لأنك لم ترد على تليفونك, ولم اعرف ماذا أفعل غير ذلك. |
| Telefonlarına yanıt vermedi mektuplarına cevap vermedi... | Open Subtitles | هيّ لم ترد على إتصالاتك ولم ترد على رسائلك |
| Caddeleri su basmıştı, fakat insanlar böylesine milli bir günün bir parçası olma fırsatını kaçırmak istemiyordu. | TED | الشوارع كانت فائضة، لكن الناس لم ترد أن تضيِّع فرصة أن تكون جزء من يوم وطني كهذا. |
| Ahh , hadi dostum , bana hiç böyle birşey yapmak istemediğini söyleme... | Open Subtitles | هيا، يا رجل. قل لى انك لم ترد ابدا ان تقوم بهذا مع هانز. |
| Ve işler böyleyken hala beni dinlemek istemiyor ve kendi dilediğini yapmak istiyorsan, sanırım yapılabilecek bir şey kalmıyor. | Open Subtitles | إذا لم ترد أن الاستماع لنصيحتي وأن تحاول أن كل شيء بمفردك وبطريقتك أنت , ربما ذلك هو السبيل الوحيد |
| Ray, bu yüzden yeniden toplanmanıza gelmek istedim çünkü hiçbir yere gitmek istemiyorsun. | Open Subtitles | راي لهذا السبب أردت الذهاب لحفلة لم الشمل لأنك لم ترد الذهاب لأي مكان أبدا |
| Ve eğer birini kavgaya teşvik etmek istemiyorsanız, normalde hiç kimseye hiçbir şey yapmazsınız fakat birazdan kavga çıkacak. | TED | وأنت في العادة لا تريد فعل شيء لشخص إن لم ترد استفزازه للدخول معك في مشاجرة. و هذا ما يبدو قريب الحدوث بينهم. |
| Birkaç kere aradım ama telefonunu açmadı. | Open Subtitles | إتصلت عدة مرات ، ولكنها لم ترد على الهاتف |
| 5 kez aradık ama açmadın. | Open Subtitles | لقد أتصلتُ بك خمسة مرات، ولكنك لم ترد علينا. |
| Elizabeth gibi. Telefonlarıma cevap vermiyor. | Open Subtitles | مثل إليزابيث إنها لم ترد على أى من مكالماتى |
| - Elektronik mektuplarıma hiç geri dönmedin. - Evet, o konuda üzgünüm. | Open Subtitles | انت لم ترد على رسائلي الالكترونية ابدا اجل , اسف لذلك |
| Çünkü istemezsen bende yapabilirim. | Open Subtitles | لأنك تعرف أننى موافق أن أكون الكابتن اذا لم ترد أنت ذلك |