| onlara olan şey, kanser veya travmadan muzdarip olmalarıdır. | TED | ما يحدث لهم انهم قد يعانون من سرطان او ورم. |
| Heinrich onlara ek sefer olduğumuzu söyledi. | Open Subtitles | لقد سمعت السيد هينريش يقول لهم انهم سيُديرون حافلة اضافية |
| Belki de onlara yanlış karar verdiklerini gösteririm. | Open Subtitles | ربما في المقابل اظهر لهم انهم اتخذوا قرارا خاطيء |
| onlara yanıldıklarını göstermeniz için size verilen bir fırsat bu. | Open Subtitles | لديكم الفرصه لتثبتوا لهم انهم على خطأ نعم .. |
| Yeter ki onlara yanıldıklarını gösterebilelim. | Open Subtitles | اكيد , بالطبع , سنثبت لهم انهم مخطئون |
| onlara aldırma. Onlar geri zekâlı. | Open Subtitles | لا تولي اهتماما لهم انهم بلداء. |
| onlara piç kuruları olduklarını söyleyeceğiz. Gel hadi. | Open Subtitles | سوف نذهب لنقول لهم انهم سفلة هيا |
| onlara yakalanmışsın gibi gösterme. | Open Subtitles | أنتي لم توضحين لهم انهم وصلوا إليكِ |
| (Gülüşmeler) ve onlara eğer hepsi böyle iyi, tamamen iyi kalırlarsa-- her biri tek tek-- kötücül Lamanit'lere karşı olan savaşı kazanacaklarını söylemiş. | TED | (ضحك) وقال لهم انهم اذا بقي كلهم طيبين تماما ، تماما -- كل واحد منهم -- فإنهم سيكسبون الحرب ضد Lamanites الاشرار. |
| onlara bir bak. | Open Subtitles | انظر لهم انهم متعبين |
| Ne kadar yanıldıklarını onlara göstereceksiniz. | Open Subtitles | سوف نثبت لهم انهم مخطئون |
| onlara "sen farklısın" denilenler. | Open Subtitles | الذين يقال لهم انهم مختلفين |
| Ama onlara yanıldıklarını kanıtlayacağım. | Open Subtitles | ولكن ساثبت لهم انهم على خطأ |