| Tüm saygımla, kuvvet kullanmak cevap değil, efendim. | Open Subtitles | مع كل الاحترام العميق, القوة ليست الحل , سيدي |
| - SOYKIRIM bir cevap değil. | Open Subtitles | الابادة الجماعية ليست الحل |
| Karım cevap değil. | Open Subtitles | أجل , زوجتى ليست الحل |
| Petrol kumu uzun vadeli bir çözüm değil. | TED | الرمال النفطية ليست الحل على المدى الطويل. |
| Kaçış girişimlerini önlemek için patlayıcı kullanmak çözüm değil. | Open Subtitles | المتفجّرات ليست الحل لمنع محاولات الهروب. |
| JD: Kesinlikle çeviriyor, ve bu ülkede tartışmalar içerisindeyiz yardım aşamalarıyla ilgili, örnek olarak, yardım tek başına bir çözüm değil. Kimse böyle düşünmüyor. | TED | جايمي دراموند: إنه فعلًا يقوم بذلك، و نحن في خضم نقاش ضخم في هذه البلاد حول معدلات المعونة، على سبيل المثال، و المعونة وحدها ليست الحل كله. لا أحد يظن ذلك. |
| Binghamton bir cevap değil. | Open Subtitles | بينغهامتون ليست الحل " الجواب "ـ |
| - Bak hâlâ Lincoln'ın fedakârlığını telafi etmek zorunda hissetiğini biliyorum ama kendini feda etmek bir cevap değil. | Open Subtitles | أنظري، أعلم أنك لازلت تشعرين بأنه عليك التكفير (من أجل تضحية (لينكولن لكن التضحية بنفسك ليست الحل |
| Sivil denetleme çözüm değil. | Open Subtitles | الرقابة المدنية ليست الحل |
| Ama, Larry Patty Hewes o çözüm değil. | Open Subtitles | ولكن،يا (لارى), (باتى هيوز) ليست الحل |