| Bana gelince babaannemin her zaman istediği şeyi yaptım. | Open Subtitles | بالنسبة إلي فعلت ما أرادته جدتي دوماً |
| Kararı sen ver. İstediği şeyi verip Hayley'yi kaybet ya da bunu reddet. | Open Subtitles | لذا القرار لك، إما أن تعطيها كلّ ما أرادته وتخسرها... |
| O sadece, yanında olabilecek bir koca istiyordu. | Open Subtitles | كل ما أرادته هو رجل لديه الوقت ليكون معها |
| Açıkçası, bence istediği de hep buydu zaten. | Open Subtitles | وصدقًا، أعتقد أن هذا ما أرادته دومًا. |
| Kardeşimin tek istediği şarkı sözü yazmak ve şarkıcı olmaktı. | Open Subtitles | كل ما أرادته أختي هو أن تكتب الأغاني وتصير مغنية |
| "Fakat bu Onun istediği değildi. "dedim, "Elimizde belgeler var." | TED | حينها قلت "لكن هذا ليس ما أرادته هي،" "كما أن لدينا مستندات بذلك." |
| Aynı günün ilerleyen saatlerinde beni tekrar aradı ve Krogstad'a, ödediği prim miktarını azalttırdığını söyledi ki bu zaten pörsümüş amcığın en başından beri istediği şeydi. | Open Subtitles | حسنا , ثم إتصلت بي مرة أخرى في نهاية اليوم وشرحت لي كيف أنها أجبرت كروجستاد على تخقيض أقساطها من التأمين و هذا بالضبط ما أرادته جريسي توات بالأساس |
| İstediği şey buydu ve ben, ona bu zevki yaşattırmadım. | Open Subtitles | وهذا ما أرادته. ولم أكن لأمنحها ذلك الرضا. |
| Yani, ya tüm kasabanın ölmesine ya da Kötü Kraliçenin hep istediği şeyi elde etmesine izin vereceğiz. | Open Subtitles | إذاً إمّا نترك البلدة ...بأسرها تموت أو تنال الملكة الشرّيرة بالضبط ما أرادته دائماً |
| Ve sonunda Lily'nin en başından beri yapmamızı istediği şeyi yaptık: İlişkimiz hakkında konuştuk. | Open Subtitles | وقد أنتهينا بفعل ما أرادته (ليلي) بالضبط لقد تحدثنا عن علاقتنا.. |
| Gabrielle tam da istediği şeyi elde etti. | Open Subtitles | جابريل) حصلت بالضبط على ما أرادته) |
| Robert, ben de senin ailenin istediği şeyi istiyorum. | Open Subtitles | (روبرت)، أريد ما أرادته عائلتك |
| Skye'a hep istediği şeyi ver ya da Ajan Simmons ölsün. | Open Subtitles | إمنح (سكاي) ما أرادته دائما... (أو ستموت العميلة (سيمونز. |
| Kesinlikle, tek başına istediğin buydu, iç güdülerin o müthiş beynin daha önce olmayan bir şey istiyordu, ve gerçekleştirdin. | Open Subtitles | بالضبط، لنفسك، حتى تستخدمه لصالحك هذا ما أردته أنت ما أرادته غرائزك ما أراده الجزء الكبير من عقلك وهو شئ غير موجود |
| Sadece senin onayını istiyordu ama sen ona çok yüklendin. | Open Subtitles | كل ما أرادته كان استحسانك وكل ما منحتها كان وقتا قاسيًا |
| Annen de bunu istiyordu ve bak başına neler geldi. | Open Subtitles | هذا ما أرادته والدتك وانظري لما حلّ بها |
| Ve tek istediği de bu. | Open Subtitles | وهذا كل ما أرادته. |
| Aslında bir şekilde istediği de buydu. | Open Subtitles | بطريقة ما , فهذا ما أرادته |
| Ama onun tek istediği biraz özgürlük. | Open Subtitles | لكن ليس هذا هو السبب. كل ما أرادته هو من الحرَية الجنسيَة |
| tek istediği, kendisini olduğu gibi sevecek birisiydi. | Open Subtitles | جل ما أرادته أن يكون هناك شخصٌ يحبها لذاتها |
| Evet, Onun istediği çökecek bir yerdi. | Open Subtitles | بلي، ما أرادته كان مكان في الجحيم |
| Fişini çekin. Onun istediği bu. | Open Subtitles | انزع الانبوب هذا ما أرادته |
| Bu her zaman istediği şeydi. Hatırladınız mı? | Open Subtitles | هذا ما أرادته دومًا، أتتذكري؟ |
| Başından beri istediği şey tam olarak bu. | Open Subtitles | هذا بالضبط ما أرادته طوال هذه الفترة |