| Bu yüzden Pyongyang'daki erkeklere özel bir üniversitede öğretmen ve misyoner olarak görev aldım. | TED | ولذلك تظاهرت انني معلمة و مبشرة في جامعة للشباب فقط في العاصمة بيونغ يانغ. |
| Kaçmak için. Benim de misyoner olmamı istiyorlardı. | Open Subtitles | كي أهرب منهم لقد أرادوني أن أكون مبشرة أنا أيضاً |
| Dokuyu hisset. Peynir rendesi gibi. | Open Subtitles | تحسسي هذا النسيج كانها مبشرة الجبنه |
| Ve Williams-Sonoma'da en iyisinden bir peynir rendesi seçmesine yardım ettim. | Open Subtitles | وساعدته فى شراء مبشرة جبن رائعة "من متجر "ويليام سنومي |
| Evet, peynir rendesinin yanındaymış. | Open Subtitles | نعم هنا بالقرب من مبشرة الجبن |
| Bu pek umut vaadetmiyor gibi. | Open Subtitles | لا يبدو ذلك مبشرة جدا |
| Garson gayet tabii bir şekilde trüf mantarı ile ve rende aleti ile geldi. Makarnamın üzerine mantarı rendeledi ve şöyle dedi "Bayım beyaz trüf mantarı sever misiniz?" | TED | جاءني النادل ، كما تعلمون ، بقطعة من الكمأ الأبيض و مبشرة ، و أخذ يبشرها فوق المعكرونة وقال ، كما تعلمون "هل السيد يحب الكمأ؟" |
| Bu nedenle misyoner mi diye sordum. Müthişti. | Open Subtitles | لذلك سألتك إن كانت مبشرة كانت امرأة حساسة |
| Bianca bir misyoner ya da misyonerdi. | Open Subtitles | تعلم,بيانكا المبشرة كانت مبشرة. صحيح , اسف |
| Kore'nin bağımsızlığından sonra Bates adında Amerikalı bir misyoner savaş sırasında yetimlere baktı burada. | Open Subtitles | بعد استقلال كوريا مبشرة أميركيّة إسمها بيتس ربّت أيتام هنا خلال الحرب |
| Büyükannem annemin annesi gerçekten Afrika'da hasta çocuklara yardım eden bir misyoner mi? | Open Subtitles | هل جدتي أم أمي مبشرة حقاً في أفريقيا وتساعد الأطفال المرضى؟ |
| Afrika'ya misyoner olmaya gitti. | Open Subtitles | لقد ذهبت لتكون مبشرة في أفريقيا. |
| Hatırladığım kadarıyla elbisen ya da senin için, geleneksel ya da misyoner olması işe yaramayacaktır. | Open Subtitles | هنالك فرق بين أن تكون تقليدية و أن تكون داعية مبشرة و هذا لا يتماشى مع الفستان أو معك . |
| Bir tane de peynir rendesi gönderebilir misiniz? | Open Subtitles | وهل لديكَ مبشرة يمكنكَ جلبها معك؟ |
| İki hafta sonra kadın torununu peynir rendesi ile onu banyo yaptırırken öldürmüş. | Open Subtitles | بعد أسبوعين، قتلته. ! عن طريق أدخال مبشرة الجبنة إلى حلقه |
| Annie, müskat rendesi gerekecekmiş. | Open Subtitles | أحتاج مبشرة جوزة الطيب لإعداد شرابك. |
| Peynir rendesi nerede? | Open Subtitles | اين مبشرة الجبن؟ |
| - Peynir rendesi izine benziyor. | Open Subtitles | تبدوا مثل مبشرة جبن |
| Peki bu peynir rendesinin bir özelliği var mı? | Open Subtitles | هل هي مبشرة جبن مميزة؟ |
| Bu pek umut vaadetmiyor gibi. | Open Subtitles | لا يبدو ذلك مبشرة جدا |
| Çok büyük bir rende gibi bir şey. | Open Subtitles | نوعاً من مبشرة كبيرة جداً |