| Bu yerden ayrılmak için acelem yok. | Open Subtitles | تعرف، أنا لستُ متعجلاً في ترك هذا المكان |
| Her ne kadar Tanrım'ı seviyorsam da cennete ulaşmak için acelem yok. | Open Subtitles | بقدر حُبي لربي، لست متعجلاً للذهاب للجنة |
| Bu haşerat aceleyle kaçarken, bu kağıt parçasını düşürmüş, | Open Subtitles | ومهما يكن .. وبينما كان هذا الشخص متعجلاً للهروب أسقط هذه القصاصة، والتي تقول |
| Ama bunların hepsini düşünmem gerek. aceleyle karar vermeyeceğim. | Open Subtitles | ولكن علي التفكير في كل هذا لا أريد أتخذ قراراً متعجلاً |
| Ben kararımı verdim, ve hiç aceleci bir karar da değildi. | Open Subtitles | لقد اتخذت قراري، وهو ليس متعجلاً |
| Neden bu kadar aceleci davrandı ki? | Open Subtitles | لماذا كان متعجلاً هكذا ؟ |
| İyi ki acelem yok. | Open Subtitles | أنها مهمة جيدة أنا لست متعجلاً |
| Merhaba. Benim adım Gil Bronski ve eve gitmek için hiç acelem yok. | Open Subtitles | مرحباً، أسمي هو (جيل برونسكي) وأنا لست متعجلاً للعودة لمنزلي |
| acelem vardı, Habib. | Open Subtitles | (كنت متعجلاً يا (حبيب |
| Nasıl olsa acelem yok ya. | Open Subtitles | لستُ متعجلاً |
| - acelem yok. | Open Subtitles | -لست متعجلاً |
| Neden kuzen Matthew böyle aceleyle uzaklaştı? | Open Subtitles | لماذا كان ماثيو متعجلاً في الابتعاد عنكِ؟ |
| Patronum aceleyle ofisten çıktı ve bunu unuttu. | Open Subtitles | مديري خرج متعجلاً منالمكتبونسيه... |
| Buradan aceleyle geçti. | Open Subtitles | لقد خرج من هنا متعجلاً. |
| aceleci davranmayın ekselansları. | Open Subtitles | لا تكن متعجلاً , سعادتك |
| Zamanla kendisine "Monty" lakabı takılacak olan Montgomery Churchill tarafından taarruz için sıkıştırılmasına rağmen aceleci davranmayacaktı. | Open Subtitles | ورغم ضغط (تشرشل) المستمر ... عليه لبـدء العمـليات الهجوميه إلا أن (مونتجمرى) كما سيعرف... عنه لاحقاً لم يكن متعجلاً بدء القتال |