İşlerin yolunda gittiği için dünya görüşünün biraz iyimser olduğunu düşünmüştüm. | Open Subtitles | إعتقدت محلك سيقوم بعمل جيد نظرتُكِ للعالم تبدو قليلاً متفائلة جداً |
İyimser olmak istiyorum ama bir kadın olarak aynı zamanda cinsel anlamda aktif görülmek ve yetkili bir profesyonel olmak zor. | Open Subtitles | إنّني أحبّ أن أبقى متفائلة ولكن كوني إمرأة فمن الصعب أن أعتبر كشخص مولع بالجنس ومنافس في مهنته في الوقت عينه |
Ve sonra teknoloji var -- basit, umut dolu, iyimser, hep genç. | TED | و عندها نجد التكنولوجيا -- أكثر بساطة ومفعمة بالأمل، متفائلة ودائمة الشباب. |
Eğer öfkeliysen bunun tekrar olmasını engelleme konusunda iyimsersin demektir. | Open Subtitles | إذا كنت غاضبة فعليك أن تكوني متفائلة بصدد قدرتك على منع هذا من الحدوث مجدداً |
Ama ben teknoloji hakkında son derece olumlu hissediyorum. | TED | ولكنني متفائلة بشأن هذه التكنولوجيا. |
Hamileydi ve yeni bir ülkede herşeye baştan başlyordu, bu yüzden onu gülümserken çizdim, onu umutlu gösterdim. | Open Subtitles | تبدأ حياة جديدة في بلاد جديدة لذا جعلت منها مبتسمة جعلتها تبدو متفائلة |
Ve tabii ki bana sorarsanız, size gerçekten iyimser bir bakış açısı vereceğim. | TED | وبطبيعة الحال, اذا سألتموني, سأعطيكم وجهة نظر متفائلة جدا. |
Jake, bana iyimser rakamlar verme. - Ben rüzgara göre yön değiştirmeyen... kaç oyumuz var onu bilmek istiyorum. | Open Subtitles | جاك أرجوك لا تعطينى أرقام متفائلة أكره التفؤل. |
Kitabım için. İyimser mi, kötümser mi olduğumu anlamam gerek. | Open Subtitles | من أجل كتابي، يجب أن أكتشف ما إذا كنت متفائلة أم متشائمة |
Her zaman böyle sinir bozucu bir iyimser olmuşsundur. | Open Subtitles | لقد كنتى دائماً مجرد متفائلة صغيرة مزعجة |
Üzgünüm ama Bayan Keeman fazlaca iyimser davranmış. | Open Subtitles | آسف للقول أن السيدة كيمان كانت متفائلة ،أيضاً |
John Pollock'in karın bölgesinde bulunan izlerle eşleşmesini umuyor ama pek iyimser değil. | Open Subtitles | أنها تأمل في المباراة إلى تحت الجلد كدمة التي وجدت سيد على البطن جون بولوك، و لكنها ليست متفائلة. |
Mike kadar iyimser olmaya çalıştım ama işin gerçeği: deliye dönmüştüm. | Open Subtitles | حاولت أن أكون متفائلة مثل مايك لكن كنت متوترة بشدة ماذا يحصل إذا كانت غاضبة من مايك |
Kanseri tedavi edebilecek kadar iyimser bir bakış istiyorum. | Open Subtitles | أريد نظرة متفائلة جدا يمكنها معالجة السرطان |
Fazla iyimsersin. İçeride 100 kişi var. | Open Subtitles | أنت متفائلة هناك 100 شخص |
Daha olumlu, iyimser, ümitlendirici olabilirdim. | Open Subtitles | قد أكون ايجابية, مشجعة, متفائلة |
Benim aklımdan geçen bu şiirlerle bu kadar uzun bir süre geçirmek seni daha bi' iyimser ve umutlu yapar diye düşünmüştüm. | Open Subtitles | اريد فقط ان أعتقد أن انفاق الكثير من الوقت مع تلك القصائد من شأنها تجعلك , كما تعلم , متفائلة ومتأملة |
Peki, üzgünüm, fıkır fıkır, neşeli olamadıysam ama çok büyük bir sırrın yüküyle geziyorum. | Open Subtitles | حسنا انا اسفة ان لم اكن متفائلة و ضحوكة لكنني اتجول مع سر كبير جدا |
Heyecanlı değilim, umutluyum. | Open Subtitles | متحمسة.. كلا لكنني متفائلة بذلك |
Hiçbir şey onu endişelendiremezdi. Her zaman iyimserdi. | Open Subtitles | لم يزعجها شيئاً كانت متفائلة جداً |
Ona çok saygı duymuştum, geleceği için bu kadar planı olmasına ve çok pozitif olmasına hayran kaldım, hem de yaşadığı onca şeye rağmen. | TED | لقد كنت في رهبةٍ منها، لدرجة أنها كانت متفائلة جدًا وأعدّت خططًا كاملة للمستقبل، لتتعامل مع كل شيء من خلال ذلك. |
Azimli ama tatlı biridir. Aşırı derecede iyimserdir. Doğum günlerini asla unutmaz. | Open Subtitles | إنّها حازمة، لكنّها لطيفة، متفائلة جدًّا، ولا تنسى أيّ عيد ميلاد. |
Hiç konulara iyimserce yaklaştığını görmemiştim. Fikrini değiştiren şey nedir? | Open Subtitles | لم تكونى متفائلة ابداً , لِمَ غيرتى رأيك ؟ |
Havadaki dünyayı kurtarma hissini veren iyimserlik kokusunu almamak mümkün değil. | TED | ويمكنك أن تشعر بهذا التحرك متفائلة لإنقاذ الأرض في الهواء. |
Ama, uzun vadede, zamanın değişip onların ve fikirlerinin zemin kazanacağı konusunda iyimserim. | TED | ولكنني متفائلة بأنه على المدى البعيد , الزمن سيتغير وأفكارهم ستصبح متقبلة . |