Kuzey'de Suriye, Güney'de İsrail ve Filistin ile birlikte, bizim devletimiz bu ana kadar hala dengesiz ve parçalanmış. | TED | مع سوريا في الشمال، إسرائيل و فلسطين في الجنوب، و حكومتنا حتى هذه اللحظة لا تزال مجزأة و غير مستقرة. |
Omurlarının etkisiyle parçalanmış. | Open Subtitles | مجزأة في أماكن الاصابة مع فقراته الظهرية |
Simon'ın vücudundaki mermi darbe anında parçalanmış. | Open Subtitles | رقم الرصاصة في سيمون مجزأة على أثر. |
Bu bir girip, çıkma operasyonu olacak tamamıyla bölümlere ayrılmış. | Open Subtitles | ستكون هذه عملية دخول وخروج مجزأة تماماُ. |
Günümüzde öğrenciler gerçeklik ve güzelliğin konularla bütünleşik olduğunu öğrendikleri bir çevrede eğitim alıyorlar. ancak öğretilenler bölümlere ayrıldığı için ve bütünü göremedikleri için gerçeklik ve güzelliğin farkına varamıyorlar. | TED | الطلاب اليوم عادة ما يكونوا مغمورين في بيئة حيث يتعلمون المناهج التي تتضمن الحقيقة والجمال في داخلها، لكن الطرق التي يدرسون بها مجزأة وتساق دائماً الى نقطة حيث الحقيقة والجمال ليسوا دائماً واضحة. |
Farklı sorumluluklarla çeşitli bölümlere ayrılmış ekipte çalıştık. | Open Subtitles | نحن نعمل في فرق مجزأة بمسئوليات منفصلة |
Burada meydana gelecek olan şey çok parçalanmış idrak kabiliyetine sahip olacağınızdır. | Open Subtitles | ما الذي سيحدث هو ستكون لديك الإدراكات جدا" مجزأة |
Mermi parçalanmış. | Open Subtitles | الرصاص: مجزأة. |
Şeyleri bölümlere ayırarak korumayı severiz. | Open Subtitles | نحب أن نبقي الأعمال مجزأة |