| Polis bilgisayardan onu tarattığında Ödenmemiş ...birçok park cezası bulmuş | Open Subtitles | و عندما أدخل الشرطي إسمها إلى الكمبيوتر وجدوا أن عندها سوابق لمخالفه ركن غير مدفوعه |
| Bize üç aylık Ödenmemiş kira... ve ölmeden önce iptal edilmiş bir yaşam sigortası bıraktı. | Open Subtitles | ترك لنا اجارات غير مدفوعه لثلاث شهور وبعد انقطاع بوليسية التأمين قبل موته |
| Ödenmemiş 2 milyonluk bir hesapla patronuma gidemezdim. Beni kovardı. | Open Subtitles | لا استطيع الذهاب الى رئيسي حاملا فاتورة غير مدفوعه قيمتها مليونين سيطردني |
| İkiniz de sabah ücretli bir işe geldiniz değil mi? | Open Subtitles | هل عبرتم انتما الإثنان من الباب لوظيفه مدفوعه هذا الصباح؟ |
| Bunu hiç yapmadığın ücretli izin olarak düşün. | Open Subtitles | اعتبريها اجازه مدفوعه الاجر |
| Bu teslimatların hepsinin parası ödendi değil mi? | Open Subtitles | هذه البضاعه قيمتها مدفوعه, أليس كذلك؟ |
| Demek ödemişler. Onun için büyük değişiklik. | Open Subtitles | إلتقاط صور مدفوعه الثمن ذلك سيكون تغيير طفيف |
| Bunlar onun Ödenmemiş hastane faturaları. | Open Subtitles | هذه هي فواتيرها الطبيه الغير مدفوعه للمستشفى |
| Sonuç olarak... Ödenmemiş cezalar, çekme ve parkta tutma ücretleri. | Open Subtitles | مخالفات غير مدفوعه |
| Tabi, bu ücretli bir çalışma. | Open Subtitles | أجل.هذه دراسه مدفوعه الأجر |
| "Hayatım, odanın ücreti pazar gününe kadar ödendi." | Open Subtitles | " حبيبتي , الغرفه مدفوعه لها حتى يوم الاحد " |
| "1,25$. Nakit ödendi." | Open Subtitles | دولار وربع, مدفوعه نقداً. |
| Ida buralarda değil, bir çekime gidiyor. Parasını da ödemişler. | Open Subtitles | إيدا) بعيدة جدا عن هنا، إنها) في طريقها لإلتقاط الصور مدفوعه الثمن |