| İnsanlar üzgün olduğunda rahatlatacak bir şeyler söylemen gerekir. | Open Subtitles | عليكَ أن تقولَ شيئاً مريحاً عندما يكون الشخص مستاءاً |
| Neden gazinoya gelince üzgün görünüyorsun? | Open Subtitles | لماذا تبدو مستاءاً كلما أتيت الكازينو؟ |
| Sana sahtekar dediği için hâlâ kızgın olduğunu söyleme. | Open Subtitles | لا تقل إنك لا تزال مستاءاً من أنه نعتك بالزائف. |
| - Olanlar için hala kızgın olduğunu biliyorum. | Open Subtitles | أعلم أنك مازلت مستاءاً مني بسبب ما حدث |
| Olaylar tam tersi yönde gelişseydi, günlerini üzülüp sızlanarak geçirdiğin için sana ne kadar sinirli olacağımı düşünüyorum. | Open Subtitles | واعتقدت أنه لو سارت الأمور بصورة أخرى لكنت مستاءاً للغاية منك على قضاء أيامك بمرارة بشان هذا |
| Çok üzgündü. | Open Subtitles | لقد كان مستاءاً جداً |
| Şey bak - ben biraz üzgündüm. | Open Subtitles | حسناً إنظري لقد كنتُ نوعاً ما مستاءاً |
| O gün, ilk kez, seni çok üzgün gördüm. | Open Subtitles | ذلك اليوم اول مرة اراك مستاءاً |
| Şimdi, bunu yaptığımda, ne kadar üzgün olursan ol, | Open Subtitles | الآن ، عندما أفعل هذا مهما كُنت مستاءاً |
| Çok üzgün görünüyor. | Open Subtitles | إنه يبدو مستاءاً. |
| Adamım cok üzgün olurdum. | Open Subtitles | سأكون مستاءاً للغاية |
| Ve sen Peyton konusunda çok daha üzgün görünüyorsun. | Open Subtitles | وعلى الرغم من ذلك تبدو مستاءاً أكثرحيالأمر(بيتون) |
| - Biraz üzgün. | Open Subtitles | إنه مستاءاً فقط |
| O konuda hâlâ kızgın mısın? | Open Subtitles | أأنت لا تزال مستاءاً بشأن هذا الأمر؟ |
| Mitchell hala bir müsabakadan önce Claire takımı bıraktı diye ona kızgın. | Open Subtitles | و (ميتشيل) ما زال مستاءاً بسبب أن (كلير) تركتْ الفريق قبل اجتماع ما. |
| Ve çok kızgın. | Open Subtitles | لكنه كان مستاءاً جداً جداً, |
| Doğrusu, herkese eşinizle yattığımı söylediğim için sinirli olduğunuzu düşünüyorum. | Open Subtitles | الحق يُقال, إعتقدتُ أنكَ ستكون مستاءاً لأنني نشرتُ إشاعة أني كنتُ أنام مع زوجتكَ |
| sinirli değilim. Az kalsın bizi öldürtecektin. | Open Subtitles | انا لست مستاءاً لقد كدت أن تقتلنا |
| Bir kızın peşinden gittiğimiz için sinirli değilsin. | Open Subtitles | أنت لست مستاءاً لأننا سنلاحق الفتاة |
| Nick çok üzgündü çünkü ben ve Mat'in tekrar bir araya geldiğimizi sandı. | Open Subtitles | كان (نك) مستاءاً لأنه حسب أنني و(مات) قد عدنا إلى بعضنا البعض. لسنا كذلك، لكن |
| Fornell fazla üzgündü. | Open Subtitles | فورنيل) يبدو مستاءاً على غير عادته) |
| Bak, balık tutamayacağım için üzgündüm. | Open Subtitles | لقد كنت مستاءاً لأنني لم أستطيع الصيد |