| Yanına gittim ve gözlerinin içine bakıp dedim ki: | Open Subtitles | مشيتُ نحوها ، شاهدتها مباشرتاً في عيونها وقلت |
| Söylediklerini dinlemek istemedim ve çıkıp gittim ve bu onunla yaptığımız son konuşma oldu. | Open Subtitles | لم أكن أرغب في الإستماع إليه، لذا مشيتُ خارجاً وكانت تلكَ المرّة الأخيرة التي تحدّثنا بها |
| Dükkânın etrafından dolaşarak eve gittim. | Open Subtitles | مشيتُ حول المتجر وذهبت للمنزل. |
| Oraya nasıl gittim bilmiyorum ama otobüs durağında buldum kendimi. | Open Subtitles | ومن بعد كنت في الخارج لا أعلم كيف وصلت هناك ولكن... مشيتُ إلى محطة الحافلات |
| Rosewood'a gittim. Arka bahçesine gittim. | Open Subtitles | و مشيتُ في ساحة منزلها الخلفية |
| O yüzden sese doğru gittim. | Open Subtitles | لذا مشيتُ نحوه، |