| Ona bir ev verdim, ...istediği her şeyi yapıp seçebileceği bir yer. | Open Subtitles | ،أعطيتها منزل مكانٌ يمكن لها أن تتفكر به فيما تصنع من نفسها |
| Ve artık yaşayacak bir yerim olmadığını. | Open Subtitles | أخبرها أنني بعد رحيل جدتي، لم يعد لديّ مكانٌ أعيش فيه. |
| Yeni bir yere geliyorsun, ve bakıyorsun ki her şey aynı. | Open Subtitles | عِندما تأتي إلى مكانٌ جديد وكُلُ شيّئِاً يبدو مُشابِهاً |
| Bu kadar büyük bir yerin kendi jeneratörü olmalı. | Open Subtitles | حسنٌ، مكانٌ بهذا الجحم لا بد أن يكون فيه مُولّدٌ كهربائيّ. |
| Biz, sevilmeyen kişileriz. Yaralanmış, sakatlanmış ama özel park yeri avantajından yararlanamamış. | Open Subtitles | نحن الغير مرغوب فينا، نمشي بجراحنا، معاقين بأفضلية لكي نجد مكانٌ للوقوف |
| Ayrıca, siz Fort Knox çocuklarının oldukça güvenli bir yerde olduğuzu gördüm. | Open Subtitles | وأيضاً الثقافة التي تعيشون فيها هنا في فورت نوكس مكانٌ آمن جداً |
| Erkeklerin erkek gibi davrandıkları yerdir. | Open Subtitles | إنها مكانٌ للرجال ليتصرفوا فيهِ كما يَتَصرف الرجالُ الحقيقين |
| Burası kızlara göre bir yer. Ve ben bu konuda pek iyi değilim, | TED | انه مكانٌ للإناث وانا لست ناجح في هذا على ما يبدو .. |
| Sadece başlangıçta, balayından dönüşte uyuyabilecek yerimiz olsun diye. | Open Subtitles | فقط في البداية، ليكون لدينا مكانٌ للنوم بعد شهر العسل |
| Yok, ilk defa geliyorum. Ama sevdim burayı. Güzel yermiş. | Open Subtitles | كلاّ، إنها المرة الأولى، ولكنني أحببته فهو مكانٌ جميل. |
| Senin gidebileceğin, onun ise seni bulamayacağı bir yer yok. | Open Subtitles | لا يوجد مكانٌ تذهب إليه لا يستطيع العثور عليك فيه |
| Baba, bu üniversite çok garip bir yer. Buradakiler epey korkmuş. | Open Subtitles | يا أبي،تلك الجامعة مكانٌ غريب كل الطُلّاب بها في شدة الخوف |
| Okulumuzun, kötü anne olmanın sorun olmadığı bir yer olmasını istiyorum. | Open Subtitles | أريد ان تكون مدرستنا مكانٌ لا تعاقبين فيه لكونك أماً سيئة |
| Çok garip, 36 yaşındayım, ve gidebilecek bir yerim yok. | Open Subtitles | هذا مُضحِك، ها أنا ذا في عُمر 36 سنة و ليسَ لديَ مكانٌ أهربُ إليه |
| O en iyi arkadaşımdı ve gidecek başka yerim yok, sanırım bu yüzden. | Open Subtitles | اعتقدُ لأنهُ كانَ صديقي المفضل وليسَ لديَ مكانٌ اخر لأذهبَ إليهِ |
| Bu yüzden sıçanın gidebildiği her yere o da gidebiliyor. | Open Subtitles | فلا يوجد مكانٌ يستطيع الفأر ذهابه إلا وتمكّن ابن عرس من لحاقه |
| Dünyayı daha güzel bir yere dönüştürmek için başkanla takılman gerekmiyor mu? | Open Subtitles | ألا ينبغي عليك التواصل المباشر مع الرئيس و جعل العالم مكانٌ أفضل ؟ |
| Gidecek yerin yok. Benden saklanamazsın. | Open Subtitles | لا يوجد مكانٌ للهروب لا يُمكنُكَ الإختباءُ مني |
| Gidecek yerin yok. Benden saklanamazsın. | Open Subtitles | لا يوجد مكانٌ للهروب لا يُمكنُكَ الإختباءُ مني |
| Biz sevip de sevilmeyenleriz. Yaralı olanlarız. İyi bir park yeri bulamayanlarız. | Open Subtitles | نحن الغير مرغوب فينا، نمشي بجراحنا، معاقين بأفضلية لكي نجد مكانٌ للوقوف |
| Her şey elinin altında. Başka bir yerde mutlu olacağını düşünüyorsan, durma git! | Open Subtitles | لديكِ كل شيء مُدبر إن كنتِ تظنين أن هنالك مكانٌ أفضل، فاذهبي |
| Eğer hala ayaktaysa, birini saklamak için harika bir yerdir. | Open Subtitles | أذا كان مازال قائماً فهو مكانٌ جيد لأخفاء أحدهم |
| Çöplük olduğunu biliyorum ama elimde bir tek Burası var. | Open Subtitles | أعلم أنه مكانٌ حقير، ولكنّي لا أملك سواه |
| Ekipte boş bir yerimiz olduğunu duydum. | Open Subtitles | لقد سمعتُ بأنَّهُ لدينا مكانٌ شاغرٌ بالفرقة |
| Taş bu şehirde bir yerlerde ve biz de onu bulacağız. | Open Subtitles | ان هذا الحجر موجود في مكانٌ ما في هذه المدينة وسنقوم بأيجاده. |
| Düşük fiyata yüksek kaliteli kokain almak isterseniz, gidilecek tek bir yer var, karanlık internetin anonim piyasası. | TED | إن كنت ترغب في شراء كوكايين بجودة عالية وسعرٍ زهيد، فثمَّة مكانٌ وحيدٌ تذهب إليه، وهو أسواق الشبكة المظلمة المجهولة. |