| Aşırı büyük bir Armani takım elbise ve aşırı büyük ucuz bir yağmurluk yerde sürekli çarpışıyor. | Open Subtitles | و بدلة أرماني ضخمة وسترة ضخمة رخيصة ملقاه بلا مبالاة على الأرض |
| O pamuklu küçücük külotun neden yerde olduğunu merak etmem dışında. | Open Subtitles | ملابس ابنتي الداخلية كانت ملقاه على الأريكة |
| Üsttekini koridorda, yerde buldum. | Open Subtitles | وجدت تلك الرسالة ملقاه على الأرض في الردهة - إنتظر ثانية واحدة، ماذا يا داني؟ |
| Jessi'yi yerde yatarken görünce... | Open Subtitles | . . عندما رأيت جيسي ملقاه ارضا |
| Barakanın dışındaydı ve yerde uzanmış yatıyordu. | Open Subtitles | كانت ميته بالتأكيد كانت ملقاه على الأرض |
| Ve vardığımda, o .yerde kendinden geçmiş bir vaziyetteydi. | Open Subtitles | ملقاه على الأرض |
| Öylece yerde duruyordu, panikle alıverdim. | Open Subtitles | وكانت ملقاه هناك |
| İnsanlar yerde yatıyorlardı, ölmüşlerdi. | Open Subtitles | الناس ملقاه على الأرض أموات |
| - ...ve geldiğimde yerde yatıyordu. | Open Subtitles | -ثم وجدتها ملقاه هنا |
| Jace orta yerde ceset bırakmayacak kadar zekidir. | Open Subtitles | جيس) ذكي جدا لترك ألجثة ملقاه بإهمال) |