| - Şimdilik. Kuşatma başladığından beri telefonunu dinliyoruz. şifreli aramalar yapıyor. | Open Subtitles | نحن نراقبُ هاتفه مُذ بدأ الحصار و قد أجرى مكالماتٍ مُشفّرة |
| Arama şifreli. Milli Güvenlik'le konuşuyor olmalı. | Open Subtitles | المكالمة مُشفّرة ربما إنها تتحدث مع مجلس الأمن القومي |
| NSA, pilotun kontrolü kaybettiği an gönderilmiş şifreli bir sinyal yakalamış. | Open Subtitles | إلتقطت وكالة الأمن القومي إشارة مُشفّرة تمّ إرسالها في تلك اللحظة الدقيقة التي فقد فيها الطيّار السيطرة. |
| Mesaj şifreliydi. | Open Subtitles | الرّسالة كانتْ مُشفّرة. |
| Kayıt cihazı ve Aktaion dosyaları şifreliydi. | Open Subtitles | هذا المُسجّل وملفات (الأكتيون) تلك كانت مُشفّرة |
| O maillerin, hükümet tarafından gönderilmiş şifreli mesajlar olduğuna inanmıştım. | Open Subtitles | كنت على قناعة بأنها اتصالات مُشفّرة ! من عُملاء حكوميين |
| Mesajların birçok serverdan geçtiği her birinde diğer servera iletilmek üzere şifreli talimatlar kullanılan bir teknik. | Open Subtitles | الرسالة تمرّ من خلال خوادمٍ عدّة كلّواحدةٌمنها... تحوي معلوماتٍ مُشفّرة حتّى تنتقل للخطوة التالية. |
| Bir ipucu, şifreli bir mesaj bir emoji. | Open Subtitles | تلميح. رسالة مُشفّرة. رمزًا تعبيريًّا. |
| şifreli elbette. | Open Subtitles | بالطبع كانت رسالة مُشفّرة. |