| Adı en çok en çok defa ölümcül olayların arkasında çıkmış birisi. | Open Subtitles | حيث أُثبت أنّه.. أُثبت أنّه في الغالب مُهلك في السابق |
| Zarfların içinde boş sayfalar ve ölümcül Şarbon dozları vardı. | Open Subtitles | داخل الظرف كانت تتواجد صفحات فارغة وجُرعات مُميتة من مرض الجمرة ـ مرض مُهلك للماشية |
| Ölümsüzlük gibi, tek farkı ölümcül olması. | Open Subtitles | الأمر شبيه بالخلود عدا أنه مُهلك |
| Bu yüzden bu sır ölümcül. | Open Subtitles | لهذا يعد السّر أمر مُهلك. |
| Burası ölümcül bir mekan Tauriel. | Open Subtitles | إنه مكان مُهلك يا (توريل) |