| İki ay sonra, Harken, 23 milyon dolardan fazla zarar ettiğini açıkladı. | Open Subtitles | أعلنت هاركن عن خسارتها لــ .أكثر من 23 مليون دولار |
| Harken felaketinden sonra Bush'un babasının dostları, Bush'a Carlyle Gurubu'nda yönetim kurulu üyeliği ayarladılar. | Open Subtitles | بعد كارثة هاركن أصدقاء والد بوش أتوا له بمجلس إدارة آخر |
| Sonunda Bsuh'un çalıştığı şirketlerden biri, Harken Energy tarafından satın alındı ve Bush'u da yönetim kurulu üyesi yaptılar. | Open Subtitles | - واحدة من شركاته تم شرائها بواسطة هاركن للطاقة وأعطوه كرسيا في مجلس الإدارة |
| İşte Harken geliyor. Kas yığını. | Open Subtitles | وهذا هو هاركن والذى لديه عضلات قويه, |
| Pekala, o burada değil. O muhtemelen çoktan Harken Meydanı'ndadır. | Open Subtitles | حَسناً، هي لَيستْ هنا ربما هي في ساحة (هاركن) |
| - İyi peki. Harken'i götür o zaman. | Open Subtitles | اوكي ، حسنا ، خذي هاركن |
| Harken hanginiz? | Open Subtitles | من هو هاركن بينكما؟ |
| Harken bu. | Open Subtitles | عند سيارتى. هذا هاركن. |
| Ajan Harken, buraya gelin. | Open Subtitles | ايها العميل هاركن.. |
| - Eminim Ajan Harken hiçbir şey ima etmek istemedi. | Open Subtitles | أنا متأكد أن العميل (هاركن) لم يحاول التلميح لأي شيء و أنا أقدر هذا |
| Pandiriyi elimden kaçırdığım için Harken yerimi almak istiyor. | Open Subtitles | (هاركن) يريد أن يحل محلي لأنني فشلت في إصطياد (بانديري) |
| Neyse, sonra Harken dedi ki: | Open Subtitles | حسناً،بأيحال،جلس معي (هاركن)وقال : |
| - Felicia Harken? | Open Subtitles | ــ هل أنتِ (فيليشيا هاركن)؟ |
| Bu Ajan Harken. | Open Subtitles | العميل هاركن |
| - Harken. | Open Subtitles | -هاركن). (هاركن). |
| Evet, doğru. Harken. | Open Subtitles | (هاركن). |