| Diğer seçenek hapishane olduğuna göre, fazla seçeneğim yok, değil mi? | Open Subtitles | منذ كان البديل هو السجن لم يكن لدي إختيارات كثيره.. ألديكِ أنتِ ؟ |
| Eğer bir düzine polis memurunu öldürmüş olsaydım en son geleceğim yer hapishane olurdu. | Open Subtitles | في حال كانت قد قتلت مجموعة من الضباط وآخر مكان جأت منه هو السجن |
| Charming'ten tek adım atarsan, gidebileceğin tek yer hapishane olacak. | Open Subtitles | خذي خطوةً واحدة خارج المدينة , والمكان الوحيد الذي ستذهبين له هو السجن |
| Duvarın öteki taraflarında olanlar ise... esas hapis orası. | Open Subtitles | ماذا حدث فى الجانب الاخر من العالم هذا هو السجن |
| Geleceğim ya kodes ya da ölüm. | Open Subtitles | مستقبلي هو السجن أو الموت |
| Ve kafayı bulmak isteyeceğiniz bir yer varsa, orası da hapishanedir. | TED | وصدقوني المكان الوحيد في العالم الذي يجب ان تنتشي فيه هو السجن عندما تكون نزيلا فيه |
| Bundan böyle, filmleri biletsiz izleyebileceğin tek yer hapishane. | Open Subtitles | من الآن وصاعدا، المكان الوحيد الذي ستشاهد فيه أفلام دون أن تضطر لشراء تذكرة هو السجن. |
| Bu silahı indirdiğim saniye, ...tek gideceğim yer hapishane olacak. | Open Subtitles | في اللحظة التي أنزل فيها المسدس الشيء الوحيد المقبل الذي سأراه هو السجن |
| şarkı söyleyeceğin tek yer hapishane olacak. | Open Subtitles | .المكان الوحيد الذي ستغني فيه هو السجن |
| Aşırı kalabalık ve bütçe kesintileri, çömez! Burası tutukevi. Orası hapishane. | Open Subtitles | الاكتظاظ وتقليص الميزانيّة أيّتها المستجدّة{\pos(192,230)}، هذا هو الحبس، وذاك هو السجن |
| Şey, demek istediğim bakacak olursan bir hapishane hücresi Minimalizm'in en çirkin ifadesidir. | Open Subtitles | ما أقصده هو... السجن بالنسبة للجميع... هو التعبير البسيط لكلمة سيء. |
| Nerede hapishane nerede Cobra Komutanı ve Destro mi? | Open Subtitles | أين هو السجن الذي يضم قائد الكوبر ودسترو... |
| Eğer Charming'ten dışarı tek bir adım atarsan gideceğin tek yer hapishane olur. | Open Subtitles | (لو آخذتي خطوة واحدة خارج (شارمينج المكان الوحيد الذي ستذهبي اليه هو السجن |
| Gideceğimiz tek yer hapishane. | Open Subtitles | المكان الذي ستصلون إليه هو السجن |
| En kötü olan da genelde kafamın içinde yaşadığım hapishane. | Open Subtitles | ثم لدي السجن الأسوأ... و هو السجن الذي أعيش فيه عادةً. |
| Cinayet ile kasıtsız adam oldürme arasındaki fark ömür boyu hapis ile sadece bir kaç yıl. | Open Subtitles | الفرق هو السجن مدى الحياة ، أو قضاء بضع سنوات |
| Buna sahte hapis denir ve gerçek hapisle cezalandırılır. | Open Subtitles | يطلق عليه بالسجن الكاذب و عقابه هو السجن الفعلي |
| Geleceğim kodes ya da ölüm. | Open Subtitles | المستقبل هو السجن أو الموت. |
| Benim geleceğim kodes ya da ölüm. | Open Subtitles | "مستقبلي هو السجن أو الموت" |
| Dünyanın en güvenli yeri hapishanedir. | Open Subtitles | طبعاً ، إنه بخير إن أكثر الأماكن أمناً فى العالم هو السجن |
| Kaya, inşa edilmiş en ünlü ve en çok korkulan hapishanedir. | Open Subtitles | "الصخرة" هو السجن الأشهر والأكثر تهويلاً على الإطلاق |