| Yakınlarda benim için yaptığı iyi bir şey var ama. | Open Subtitles | هناك شيء واحد جيّد فعله لي في الآونة الأخيرة |
| Lütfen bu gün iyi bir şey olsun. | Open Subtitles | لنحصل على الأقل على شيء واحد جيّد في هذا اليوم |
| Bana iyi bir sebep söyle ki seni şuracıkta vurmayayım. | Open Subtitles | أعطني سبب واحد جيّد ، لماذا لا أطلق النار عليك الآن |
| Bir yatak için geceliğine beş dolar verirken oldukça iyi bir tane alayım dedim. | Open Subtitles | دفعت 5 دولارات لليلة مقابل... سرير، في حين أنّني أملك واحد جيّد هُنا. |
| Hem de iyi bir avukatmış. | Open Subtitles | واحد جيّد جداً، أيضاً. |