Ve başkalarına acı çektirmemek için yeterince hoşgörü ve olgunluğa ulaşmaya çalışacaksın. | Open Subtitles | وبعد ذلك سيجب عليك ان تجد بعض الحكمة والتسامح ليس لكى تسبب المعاناة للاخرين |
Sevgi ve hoşgörü duygularını arttırırken, öfkeyi azaltan bir hap. | Open Subtitles | انها حبة في الواقع تقلل الغضب وفي الوقت نفسه تعزز مشاعر الحب والتسامح |
Condé'yi ailene katarak, insanların sevgi ve hoşgörü ile bir arada yaşayabileceklerini gösterebilirsin. | Open Subtitles | تكون مثالا للقبول والتسامح لعيش الناس معاً بسلام |
Barışın çözümü gerçekte anlayışta ve tolerans göstermekte yatmaktadır. | Open Subtitles | الحل للسلام هو الحقيقة والتسامح والتفاهم |
Ancak güven ve tolerans teması halen yankılanıyor. | Open Subtitles | ومع ذلك، فإنّ أصداء موضوعيّ الثقة والتسامح لا تزال رنّانة. |
Ama demokratik değerler ve seçme özgürlüğü, Orta Doğu'yu salladıkları şu noktada, Dünya için, Batı için, ve Doğu için en iyi seçenektir. Bu; istikrarı, güvenliği, kardeşliği ve hoşgörüyü Arap dünyasında görebilmemiz, şiddeti ve terorizmi bir kenara bırakabilmemiz için bir fırsattır. | TED | فإن قيم الديمقراطية وحرية الاختيار التي تكتسح العالم العربي في الوقت الراھن، ھي خير فرصة للعالم بأسره -غربا وشرقا - كي يرى الاستقرار والأمن والصداقة والتسامح تنبثق من العالم العربي، بدلا من صور العنف والإرھاب. |
Ölmek istemiyorum ama ölürsem, özgürlük, dini hoşgörü ve vatanıma duyduğum sevgi için öleceğim. | Open Subtitles | لا أريد أن أموت، لكت إن مت.. فسيكون ذلك في سبيل الحرية والتسامح الديني ومن أجل حب وطني |
Faaliyet alanımızı, namus cinayetlerinin ötesine, gelirlerdeki eşitsizlik, çevre, etnik ilişkiler, dini hoşgörü ve şefkat hakkında konuşarak genişlettik. | TED | وقد سلطنا الضوء على ما وراء جرائم الشرف وتحدثنا عن عدم المساواة في الدخل، عن البيئة، العلاقات العرقية والتسامح الديني والرحمة |
İyi yüreklilik, hoşgörü, kardeşlik, sevgi... | Open Subtitles | العطف والتسامح والاخوة والمحبة |
Çünkü bu ülkenin ahlaki omurgası eşcinsellere gösterilen aşırı hoşgörü ve küstah tahammüller yüzünden zayıflatıldı. | Open Subtitles | ذلك لأن العمود الفقري الأخلاقي في هذا البلد قد تم اضعافه وذلك ضمن مواقفهم المتساهلة معهم والتسامح بلا حرج للمثيلين جنسياً |
Teknoloji ve merakın çağı orta yaşlı insanlara cinsel özgürlük ve hoşgörü çağı. | Open Subtitles | وعصر الحرية الجنسية والتسامح |
Ama var olan anketlerden gördüğümüz ülkeler arasında ve bu ülkelerdeki zamanlar arasında bir yanda göçmenlik, diğer yanda serbest ticaret ikilemine tavırlar ve tolerans bağlamında büyük farklar var. | TED | ولكن اعتماداً على الدراسات الموجودة، ما نراه هو أن هناك اختلاف كبير في بلدان مختلفة والفترات الزمنية في تلك البلدان فيما يتعلق بالمواقف والتسامح مع مسائل مثل الهجرة والتنقل من جهة والتجارة الحرة من جهة أخرى. |