| Mortgage kredisi, mobilya gibi, araba gibi. | TED | إنها رهن الملكية العقارية تماما مثل الأثاث، وتماما مثل السيارة. |
| Ama 10, tıpkı bir gibi, tıpkı bir düzine yumurta gibi, tıpkı bir yumurta gibi, bir birimdir. | TED | تماما مثل دزينة بيض، وتماما مثل بيضة، 10 هي وحدة. وعشر عشرات تعطي مئة. |
| Beatrice Uganda da yaşıyordu, Kongo sınırına yakın bir yerde, ve Dai Manju gibi okula gitmemişti. | TED | بياتريس كانت تعيش في أوغندا على الحدود مع الكونغو، وتماما مثل داي مانجو، لم تذهب للمدرسة. |
| Benim mahkumu, onun kocasını ve onun aktrisini öldürdüğün gibi. | Open Subtitles | تماما مثل ما قتلت الممثله وتماما مثل ما قتلت زوجها تماما مثل ما قتلت الممثلته فقط اعترف |
| Her sabah saatini ayarlayan baban gibi her günümü seninle beraber geçirmek istiyorum. | Open Subtitles | وتماما مثل والدكِ الذى نسج الينابيع على الساعه يوميا أرغب فى ان أراكِ يوميا |
| Evet, yani, herkes benim için asansör kapısını tutuyor ve tıpkı Batman gibi belediye başkanının arkadaşı olduğumu söyleme noktasına geliyorum. | Open Subtitles | نعم , أعني الجميع يمسك باب المصعد لي وتماما مثل الرَجٌل الوطواط يتسني لي القول أني صديقة العٌمدة |
| Tıpkı Ay gibi, Merkür'ün de atmosferi yoktur, bu da krater dolu yüzeyinden anlaşılabilir. | Open Subtitles | وتماما مثل القمر ، عطارد لا يوجد له غلاف جوي وهو واضح من الحفر المتناثرة علي سطحة |
| Evin geri kalanına olduğu gibi buraya da paha biçilmez aile yadigarları yerleştirildi. | Open Subtitles | وتماما مثل بقية المنزل، وقد تم فرشها بالمتاع التي لا تقدر بثمن. |
| Kimliği belirlenmiş diğer suçlular gibi onların da kayıtları Interpol'de duruyor. | Open Subtitles | وتماما مثل غيرها من كل مجرم تم تحديدها، ملفاتهم الشخصية موجودة في الأنتربول |
| Böylece benim için liseyi bitirme zamanı geldiğinde ne yapmak istediğim hakkında düşünmeye başladım ve tıpkı çoğu öğrenci gibi bunun ne anlama geldiği ya da ne yapmak istediğim hakkında hiçbir fikrim yoktu | TED | وهكذا عندما حان الوقت بالنسبة لي فعليًا لإنهاء المدرسة الثانوية، بدأت بالتفكير فيما أود أن أفعله، وتماما مثل ربما معظم الطلاب، ليست لدي فكرة ما يعني ذلك أو ما أريد أن أفعله. |
| Diğerleri gibi onu terk etti. | Open Subtitles | وتماما مثل أي شخص آخر، انه رفض لها. |
| Ardından, country şarkılarındaki gibi, parantez içinde "Genelde bagajda biri bulunur." | Open Subtitles | وتماما مثل كل اغاني المدينة الفواصل تقول : " هنالك عادة شخص في الشاحنة " |
| DVD'de olduğu gibi, optik olarak okuyabilirsiniz. | TED | وتماما مثل الDVD، يمكن أن تقرأ بصريا. |