| Ben sadece diyorum ki sakin ve ağırdan alabilirim ve bunu sorgulamaz. | Open Subtitles | أقول فحسب أن بوسعي أن أكون خفيفة وسهلة وهو لن يشكّ في ذلك |
| Frank dayı... - yavaş ve sakin. yavaş ve sakin. | Open Subtitles | الخال فرانك لطيفة وسهلة,لطيفة وسهلة |
| Bu gece maçın var. yavaş ve sakin. | Open Subtitles | بهدوء لديك مبارة اليوم لطيفة وسهلة |
| Dolayısıyla üçgen, bu katsayıların hepsini görmenin hızlı ve kolay bir yoludur. | TED | لذلك يعطي هذا المثلث طريقة سريعة وسهلة للبحث عن كل هذه الأمثال. |
| Pekala Moe, yavaş ve güzelce damardan gir. | Open Subtitles | من هو البرتقالة؟ - حسنا موه أعطها جملة جميلة وسهلة |
| Bu basit ulaşılabilir insan merkezli çözümlere odaklanan bir girişimdir. | TED | انها مبادرة تركز على حلول بسيطة وسهلة المنال وترتكز على الانسان. |
| Belki kübik alan ve kübik mimari daha ucuzdur, yapması daha kolaydır. | TED | ربما المساحة المكعبة، العمارة المكعبة، رخيصة، وسهلة الإنشاء. |
| - Sessiz sakin ama yine de eğlenceli. | Open Subtitles | بسيطة وسهلة ولكنها لا تزال ممتعة |
| Şimdi sakin ol. sakin ol. | Open Subtitles | لطيفة وسهلة الآن لطيفة وسهلة |
| Pekâlâ, sakin ol. | Open Subtitles | كل الحق، وسهلة. |
| sakin ol! | Open Subtitles | - آآآه! يا وسهلة! |
| Tamam, sakin, sakin. | Open Subtitles | (فرانك) حسنا، وسهلة، وسهلة، وسهلة. |
| sakin sakin. | Open Subtitles | نيس وسهلة. |
| Güzel ve sakin. | Open Subtitles | بلطف وسهلة. |
| sakin, sakin. | Open Subtitles | سهلة، وسهلة. |
| sakin ol. | Open Subtitles | نيس وسهلة. |
| Ara sıra araçlardan kaçma sayılmaz ise, bisiklet bir yere ulaşmak için güvenli ve kolay bir yol idi. | TED | بالإضافة إلى تفادي السّيّارة المستعملة، فقد كانت طريقة آمنة وسهلة للتّنقّل. |
| Minibüsle kaçacağız, düzgün ve kolay. | Open Subtitles | سوف نهرب فى هذه العربة بطريقة بسيطة وسهلة |
| O iş göründüğü kadar mükemmel ve kolay mı ya? | Open Subtitles | هل هذه الوظيفة رائعة جداً وسهلة كما تبدو ؟ |
| O zamana kadar, yavaş ve savunmasızdırlar. | Open Subtitles | فهي بطيئة الحِراك وسهلة الإفتراس |
| yavaş iç. yavaş. | Open Subtitles | الذهاب سهلة، وسهلة، وسهلة، وسهلة. |
| Gördük kü, oldukça basit ve küçük bir liste gerekiyor ancak bizler bunca zaman oldukça ilkel bir teknolojiye yönelmişiz. | TED | اتضح أنها قائمةٌ بسيطةٌ وسهلة ، ونحن اتجهنا إلى إتجاه بسيطٍ نوعاً ما. |
| Bu tamamen ters çevrilebilir bir döngü, oldukça verimli bir döngü ve yapması da oldukça basit. | TED | فهي تعمل بالاتجاهين عملية فعالة جدا، وسهلة جدا للصنع |
| anlamı, koyması kolay, alması kolaydır. | Open Subtitles | من السهل إدخال شيء فيها، وسهلة أن تخرجها منها |