| Güzel bir kız ve yaşlı bir adam Caddede flört ediyordu | Open Subtitles | فتاة شقية وعجوز مهزار غازلها في البوليفار |
| O filmdeki kadın kaba ve yaşlı bir karıydı. | Open Subtitles | كانت المرأة في ذاك الفيلم كلبة وعجوز ولئيمة |
| Basit ve yaşlı bir askerden söz ediyorduk. | Open Subtitles | ... لقد كنا نتحدث عن جندى بسيط وعجوز |
| Ayrıca çok yavaşsın. Yaşlısın. Formunu kaybetmişsin. | Open Subtitles | إضافة لذاك أنت بطيء وعجوز وفقدت خطوتك |
| Sadece yaşlı ve genç basma kalıbına da el atmanın zamanı geldi. | TED | لقد حان الوقت للتخلص من ثنائية شاب وعجوز أيضًا. |
| Basit ve yaşlı bir askerden söz ediyorduk. | Open Subtitles | ... لقد كنا نتحدث عن جندى بسيط وعجوز |
| Kendimi görünmez ve yaşlı hissettim. | Open Subtitles | شعرت أني غير مرئية وعجوز |
| Şuradakilerin yarısı gibi şişman ve yaşlı değilsin. | Open Subtitles | لست سمين وعجوز كمعظم من هنا |
| Gördüğün üzere Siggy böylesi şeyleri bildiğin zaman zengin ve yaşlı biriyle evlenmek çok da kötü gelmiyor. | Open Subtitles | أترين يا (سيجي) عندما تملكين المعرفة، وتتزوجين من رجل غني وعجوز ليس سيئاً للغاية. |
| Zenci, eşcinsel ve yaşlı. | Open Subtitles | أسود , ومثلي الجنس , وعجوز ؟ |
| ve yaşlı. | Open Subtitles | وعجوز |
| Yaşlısın! Sen yaşlı, üçkağıtçı bir adamsın! | Open Subtitles | أنت عجوز أنت رجل مخادع وعجوز |
| Herkes bana yaşlı ve hasta olduğumu söylüyor ama ben çok iyiyim. | Open Subtitles | الناس يخبروني آني مريضة وعجوز, ولكني أشعر اني جيدة جدا |
| Kalbi kırık, yaşlı ve kaba biri o. | Open Subtitles | إنها محطّمة وعجوز ووقحة |