"وفي صباح" - Translation from Arabic to Turkish

    • sabah
        
    • sabahı
        
    Ertesi sabah, henüz daha hastanedeyken bir telefon geldi. TED وفي صباح اليوم التالي كنت مازلت في المستشفى تلقيت اتصالاً هاتفياً
    Ve bu sabah gözlerinin içine bakamıyorum. Open Subtitles وفي صباح اليوم لا أستطيع مواجهتهم وجهاً لوجه
    "Ertesi sabah Babcock elinde sigara kartonu, kız arkadaşıyla lobideydi". Open Subtitles وفي صباح اليوم التالي، كان بابكوك يجلس في البهو مع كارتونه من سجائر الكنت، وبدون صديقته
    Ve sadece bir cumartesi sabahı İnternet' te iki saatten fazla bir sürede Collusion profili burada. TED وفي صباح يوم سبت، بعد ساعتين على الإنترنت، ها هو ملف تواطؤها التعريفي.
    22 Eylül sabahı en sonunda teleskobu fırlatmayı başardık. TED وفي صباح يوم 22 من سبتمبر، أطلقنا التلسكوب أخيرًا.
    Bu pazar sabahı, hava durumundan bahsetsek iyi olur. Open Subtitles وفي صباح الأحد، يجدر بنا أن نتحدث عن الطقس.
    Bir sabah 7:30 da, oğlum ofisime girdi, kapı önündeki 5 yıldır kapalı kutunun üzerine oturdu, Open Subtitles وفي صباح أحد الأيام، في الساعة 7 ونصف دخل ابني إلى مكتبي وكانت إحدى العلب التي كانت مغلقة لمدة خمس سنين كانت على العتبة
    Sonra bir sabah, sirtimdaki giysilerle kendimi özgur biraktim. Open Subtitles وفي صباح ما, حررت نفسي وملابسي في حقيبتي
    Diğer sabah kahvaltıda, o gitmişti. Karısına geri döndüğünü düşündüm. Open Subtitles وفي صباح اليوم التالي ، كان قد ذهب فإفترضتُ أنّه عاد إلى زوجته
    Ertesi sabah, kızları "Provamız var sizi ararız" dedikten sonra gönderdik Open Subtitles وفي صباح اليوم التالي جعلنا الفتيات يرحلون بإخبارهم بأن علينا التدرب وأننا سنتصل بهم لاحقا
    Sonra bir sabah uyandı ve kahvaltı hazırladı. Open Subtitles وفي صباح أحدى الأيام إستيقظت وأعدت الإفطار.
    Ertesi sabah beni evden postaladı. Open Subtitles وفي صباح اليوم التالي ألقت بي في الخارج.
    Kocanızın öldüğü sabah Londra'ya giden 10:40 trenine mi binmiştiniz? Open Subtitles وفي صباح اليوم الذي قتل فيه، أخذت القطار إلى لندن. 10:
    Dün gece o meteor gösterisini gördüğümde sabah da o ölü piçlerin çalılıklardan üzerime doğru koştuğunu görünce mahşer gününe oldukça yaklaştığımızı anladım. Open Subtitles عندما رأيت الشهب الليلة الماضية وفي صباح كل هؤلاء الموتي قد أتو من الغابات اكتشفت أننا في تلك المحاكمة النهائية
    Cuma sabah saat 8'de bir ebeveyn veya yasal veli ile gelip bu çocukların hepsinden yanında aileleri varken özür dileyeceksin ya da cezan süresiz devam edecek. Open Subtitles وفي صباح الجمعة ستحضر مع أبيك أو وصيك وستعتذر إلى كلّ هؤلاء الأطفال في حضرة والديهم أو فصلك سيكون أبدياً
    Sonra bir pazartesi sabahı, evden çıkamadım. Kapı mı kilitliydi? Open Subtitles وفي صباح أحد أيام الاثنين، لم أستطع مغادرة المنزل
    Sonra, Halka Arzın Çarşamba sabahı... stoklarımızın herkese satıldığı gün olacaktı. Open Subtitles وفي صباح الخميس في المعرض حيث سيتم تداول اسهمنا علنيا
    Yılbaşı sabahı, hediye paketlerinin kağıdı parçalanmış olurdu ve,uh... kravat ya da kazak,neyse, dolapta asılı olurdu. Open Subtitles وفي صباح الكريسماس تفكك مغلفات الهدية وربطة عنق أو قميص أو غير ذلك تعلق في الخزانة
    Ve pazar sabahı Jason ve ben Bay ve Bayan Jason Edgar Taylor olacağız. Open Subtitles وفي صباح الأحد، سنصبح انا وجاسون السيد والسيدة جايسون إدجار تيلور
    Sonra Noel sabahı olduğunda ağacın altında kırmızı kurdeleli bir köpek yavrusu vardı. Open Subtitles ثم وفي صباح عيد الميلاد وتحت شجرة العيد كان هناك جروٌ صغير بشريط أحمر

    Most frequent words and phrases

    Arabic-Turkish: 10k, 20k, more | Turkish-Arabic: 10k, 20k, more