Bana bunu çözmemi söyledi. Çözemedim. | Open Subtitles | وقالت لي أن أعدل حياتي ولكنني لم أفعل ذلك |
Beni iterek karımın ölümünün bir kaza olmadığını benim yüzümden kendini öldürdüğünü söyledi. | Open Subtitles | دفعتني بعيدًا وقالت لي أن وفاة زوجتي لم تكن حادث وإنما هي قتلت نفسها |
Telefona bakmamı söyledi belki siz ararsınız diye, ve işte aradınız. | Open Subtitles | وقالت لي أن أرد على الهاتف... ...في حال اتصلت أنت وها أنت اتصلت. |
İçeri birinin girdiğini söyledi. | Open Subtitles | وقالت لي أن أحدهم اقتحم المكان |
O da bana göz önünde olmamamı ve avukatı arayacağını söyledi. | Open Subtitles | وقالت لي أن أبقى هادئاً حتى تتصل بمحامي |
Biraz önce evdeki yardımcıyla konuştum bana Eliza'nın bütün gece Jude ile dışarıda olduğunu söyledi. | Open Subtitles | أنا فقط تحدثت إلى... مدبرة وقالت لي أن إليزا كان خارج كل ليلة مع يهوذا. |
Annem bir tıkırtı duydu ve bana saklanmamı söyledi. | Open Subtitles | أمي سمعت فوضى وقالت لي أن أختبئ |
Trish aradı, öğürmemesi için ağzına bir şey soktuğunu söyledi. | Open Subtitles | تريش إتصلت وقالت لي أن المعتدي وضع شيء - في فمها لإسكاتها. - أجل. |
dedi. (Gülüşmeler) En son olarak Disneyland'da tramvayda yaptığını söyledi. | TED | (ضحك) وقالت لي أن آخر مرة فعلتها كانت على متن قطار ديزني لاند |
Ve Lee, kadının kolay yoldan nasıl para kazanıldığını bildiğini söyledi. | Open Subtitles | وقالت (لي) أن لديها طريقة تجعلني أكسب بعض المال بسهولة |
Clint Eastwood'un arka bahçemizde çekim yapmak istediğini söyledi. | Open Subtitles | وقالت لي أن (كلينت أيست وود) يريد أن يصور مشاهد للفيلم في ساحتها الخلفية. |
Evet, evime uğradı Luca'nın kütüphanede saklandığını söyledi. | Open Subtitles | أجل، لقد جاءت لمنزلي وقالت لي أن (لوكا) يختبئ في المكتبة |
Ve eve tek başıma dönmemi söyledi. | Open Subtitles | "وقالت لي أن أسافر للوطن بنفسي." |