| Birlikte daha çok vakit geçiremediğimiz için çok özür dilerim. | Open Subtitles | أنا أسف لأننا لم نستطيع قضاء وقت أكبر معا |
| Birlikte daha çok vakit geçiremediğimiz için çok özür dilerim. | Open Subtitles | أنا أسف لأننا لم نستطيع قضاء وقت أكبر معا |
| Ama birlikte daha çok vakit geçirmek için sabırsızlanıyorum. | Open Subtitles | لكنني أتطلع لقضاء وقت أكبر معاً |
| Ve diyor ki, oyuncuların sanal dünyada gerçek dünyadakinden daha fazla zaman harcaması mantıklı geliyor. | TED | يقول أنه من المنطقي حالياً أن يمضي اللاعبون وقت أكبر في العالم الإفتراضي من الحقيقي. |
| Banço bile çalıyor. Buna rağmen, işe daha fazla zaman ayırmalıyım. | Open Subtitles | إنها تعزف على آله البانغو, على الرغم من أنه علي قضاء وقت أكبر في العمل |
| Oğlunla daha fazla vakit geçirmek isteyen sendin. | Open Subtitles | أنت من أراد قضاء وقت أكبر مع ابنك |
| Teknemde daha çok vakit geçireceğim. | Open Subtitles | كنت أفكر في تمضيه وقت أكبر على قاربي |
| Tamam, bunu seninle daha fazla zaman geçirme konusunda çok ümitsiz olduğu için yaptım. | Open Subtitles | حسنـًا، أنا فعلت هذا فقط لأنّ والدك مصمم جدًا لقضاء وقت أكبر معك |
| Santos oğluyla daha fazla zaman geçirmek istiyorsa oğlunun sevdiği şeyleri yapacak. | Open Subtitles | لو أراد "سانتوس" قضاء وقت أكبر مع ابنه عندها سيتوجب على "سانتوس" عمل الأمور التي يحبها ابنه |
| O zaman daha fazla zaman bulmalıyız. | Open Subtitles | حسناً، نحن بحاجة إلى توفير وقت أكبر |
| daha fazla zaman için? | Open Subtitles | لكي يكون لدينا وقت أكبر ؟ |
| Bahçede biraz daha fazla vakit geçirmelisin. | Open Subtitles | قضاء وقت أكبر فى الحديقة |
| Bahçede biraz daha fazla vakit geçirmelisin. | Open Subtitles | قضاء وقت أكبر فى الحديقة |
| Dinle, Juliet'le daha fazla vakit geçirmek istiyorum. | Open Subtitles | (إستمع، أريد قضاء وقت أكبر مع (جوليـت |