| Merak etmeyin, kısa sürede denize açılacak duruma gelir. | Open Subtitles | يمكن أن نقوم بتأجيرها في أي وقت من الأوقات |
| Başarabileceğimi biliyorum! Yardımınla kısa sürede senin kadar hızlı uçabilirim. | Open Subtitles | بمساعدتكم، وأنا يمكن أن تحلق بأسرع ما في أي وقت من الأوقات. |
| Size öğretebilirim. Boya yapmayı, tohum toplamayı kısa sürede bitirebiliriz. | Open Subtitles | مما يجعل الطلاء، وجمع البذور، يمكننا أن نفعل كل شيء في أي وقت من الأوقات. |
| Belki de B-Bear, onun için neden vakti olmadığını öğrenip onu öldürmüştür. | Open Subtitles | ربما العزيز ب اكتشف لماذا ليس لديها وقت من اجله وقتلها. |
| Ve vakti gelince baban da dahil herkes bişeyleri aşmak zorundadır. | Open Subtitles | في وقت من الأوقات، سيكون على الجميع أن يمضوا في حياتهم، حتى والدك |
| Bir zamanlar, gerçek bir gazeteci olmanın hayalini kuran küçük bir kız varmış. | Open Subtitles | في وقت من الأوقات كان هناك فتاة صغيرة حلمت بأن تصبح صحفية حقيقية |
| Ama birine can vermek: İşte asıl güç bu. Bir zamanlar bu güce sahiptin. | Open Subtitles | ولكن أن نمنح الحياة، هذه هي القوّة قوّة كنت تملكها في وقت من الأوقات |
| Kelimenin tam anlamıyla günün herhangi bir saatinde sıcak pretzel alabilirsin. | Open Subtitles | يمكن أن تتناولي بريتزل ساخنة في أي وقت من اليوم حرفيًا |
| Vücudundan alırız ve sen en kısa sürede çıkmış olursun. | Open Subtitles | نحن يمكن أن تستنزف ذلك، وعليك أن تكون من هنا في أي وقت من الأوقات. |
| Bu hızla gidersek, çok kısa sürede işi bitirmiş olacaktık. | Open Subtitles | وعلى هذا المعدل، كنا القيام به وغبار في أي وقت من الأوقات. |
| - kısa sürede şehri ele geçirirler. | Open Subtitles | انهم سوف تجاوز المدينة في أي وقت من الأوقات. |
| Sana söylüyorum Rob, o saksafonu öttürmeye devam edersen kısa sürede Lee Jay Thompson'a yetişirsin. | Open Subtitles | أنا أقول لك، روب، كنت حفاظ على نحيب على ذلك ساكسفون، أنك ستعمل تشغيل ما يصل إلى... لي جاي تومسون في أي وقت من الأوقات. |
| Biliyorsun, tüm bu enfeksiyonu yok edeceğiz hem de en kısa sürede. | Open Subtitles | كما تعلمون، نحن ستعمل قضاء هذه العدوى كله بعيدا ... (whooshes) ... في أي وقت من الأوقات. |
| Aslında, günün hiçbir vakti burada balık olmaz. | Open Subtitles | في الواقع، لا يوجد سمك هناك في أي وقت من اليوم |
| Eminim tüm diğer dinozorlar, bunlarla yemek vakti karşılaşmaktan kaçınmıştır. | Open Subtitles | أراهن أنّ حميع الديناصورات الأخرى لم يريدوا أن يصطدموا بهؤلاء، في أيّ وقت من الأوقات |
| Birden bire artık bana ayıracak vakti yoktu. | Open Subtitles | فجأة ، لم يكن لديها وقت من أجلي |
| Bu kadın, sizin bir zamanlar çıkmış olduğunuz erkek arkadaşı hakkında kişisel bilgi toplamak için size kendini bir hasta gibi gösterdi. | Open Subtitles | لتحصل على معلومات شخصية عن صديقها الذي واعدته في وقت من الأوقات لكنني فحصتها |
| Bir zamanlar para benim için sorundu. | Open Subtitles | المال كان مشكلة بالنسبة لي، في وقت من الأوقات |
| Bir zamanlar bana güvenirdin. | Open Subtitles | أتعلمين، كان سيكون هناك وقت من أجل أن تثقي بي. |
| Bu çeki günün her saatinde bozdurabilirsin. | Open Subtitles | تستطيع ان تصرف هذا الشيك فى اى وقت من اليوم |
| Ne zaman seni arasam geliyorsun. Günün her saatinde. | Open Subtitles | انت جيبنى متى اتصلت بك فى اى وقت من النوم. |