| Ama adamlarımın çoğu Başkan için Woodburn'e yönlendirildi. | Open Subtitles | و لكن معظم رجالي مفروزين للرئيس في وودبرن و لكن بعد ذلك |
| Senin Woodburn'ün isimsiz kaynağı olduğunu biliyor ve seni çiğ çiğ yemek için sabırsızlanıyor. | Open Subtitles | يعرف أنّك مصدر (وودبرن) المجهول ولا يمكنه الانتظار لأن يوبخك. |
| Hayatımda ilk kez Woodburn'le aynı fikirdeyim. | Open Subtitles | لمرّة واحدة حقيقةً أتفق مع (وودبرن). هل قابلتِه؟ |
| Woodburn'ün bu bombayı internette patlatmasını sağladın. | Open Subtitles | جعلتِ (وودبرن) ينشرها عبر الإنترنت! |
| Hâlâ lafımın arkasındayım Woodburn. | Open Subtitles | ما زلتُ على وصفي، (وودبرن). |