| Çünkü ben antidotu istiyorum ve Wes bana sen ölmeden dönmememi söyledi. | Open Subtitles | لأنّي أريد مضاد السمّ، ولأن (وِس) أمرني بألّا أعود، إلّا بعد موتك. |
| Evet, ona Wes'in artık bir sorun olmayacağını söyleyebilir misin? | Open Subtitles | أجل، هلّا أخبرتها أنّ (وِس) لم يعُد يمثّل مشكلة؟ |
| Şimdi Wes'in neden senden uzak durmam gerektiğini söylediğini anlıyorum. | Open Subtitles | علمت الآن لمَ نصحني (وِس) بالابتعاد عنك. |
| Tamam, dün gece Wes'in senin yasal vasin olduğunu söylemiştin. | Open Subtitles | حسنٌ، أخبرتني ليلة البارحة أنّ (وِس) هو وصيّك القانونيّ. |
| Mesele şu ki, erkek arkadaşım Damon dün gece Wes ile konuşmaya gitti. | Open Subtitles | المشكلة أنّ خليلي (دايمُن) ذهب لمحادثة (وِس) ليلة أمس. |
| Zamanlamanın ne kadar kötü olduğunu biliyorum ama belki Wes'i bulmama yardım edebilirsin diye düşünmüştüm. | Open Subtitles | أعلم أنّ التوقيت سيّء، لكن أملت أنّك ربّما تساعدني بإيجاد (وِس). |
| O öldürülmüştü ve Wes onun ölüm belgesiyle oynadı. | Open Subtitles | إنّها قُتلت، وقدّ زوَّر (وِس) شهادة وفاتها. |
| Wes, diğer kimsenin fark etmediği kadar büyük bir işin içinde. | Open Subtitles | (وِس) جزء من كيان أضخم مما قد يدركه أيّ أحد. |
| Damon... Wes babamı tanıyormuş. Beraber çalışmışlar. | Open Subtitles | (دايمُن)، (وِس) عرف والدي، لقد عملا سويًّا. |
| Wes buraya geri gelecek ve ikimiz de en yeni Augustine deneyleri olacağız. | Open Subtitles | (وِس) سيعود لهنا، وسنكون أجدد مادتيّ اختبار لـ (أوجاستين). |
| Wes'in ne yaptığına dair hiçbir fikrim yoktu. Burada bir bodrum olduğunu bile bilmiyordum. | Open Subtitles | أجهل ما كان يفعله (وِس)، ولم أعلم حتّى بوجود قبو هنا. |
| Wes aynı zamanda da ailemi bir vampirin öldürdüğünü söyledi. Belki onu da sen yapmışsındır. | Open Subtitles | قال (وِس) أنّ مصّاص دماء قتل والديّ، ربّما أنت أيضًا الفاعلة. |
| Öğrendiğim şey bana hayatım boyunca yalan söylenmiş olduğuydu. Neler oluyor böyle Wes? | Open Subtitles | ما تبيّنته هو أنّك كذبت عليّ طوال حياتي، ماذا يجري يا (وِس)؟ |
| Şimdi, Elena nerede? Hiçbir fikrim yok. Wes bana sadece hayatıma eskisi gibi devam etmemi söyledi. | Open Subtitles | لا أعلم، كل ما أخبرنيه (وِس)، هو أن أتابع حياتي بشكل عاديّ. |
| Wes, uyandığımda Enzo'yu gördüm. | Open Subtitles | (وِس)، رأيت (إينزو) حين أفقت، أعلم أنّه حيّ. |
| Buraya biriyle buluşmaya geldik. Wes Maxfield. | Open Subtitles | نحن هنا لمقابلة شخص ما، (وِس ماكسفيلد)، أتعرفه؟ |
| Bekle, bekle, bekle. Wes aile geçmişim hakkında bir sürü dosya verdi. | Open Subtitles | انتظر، انتظر، أعطاني (وِس) زُمرة ملفّات تخصّ تاريخ أسرتي. |
| Bak, sen antidotu alırsın. Ben kız arkadaşımı kurtarırım sonra da beraber Wes'i öldürürüz. | Open Subtitles | انظر، ستنال مضاد السمّ، وأنقذ خليلتي، وسنقتل (وِس) معًا. |
| Bunlar Wes'in bana Augustine hakkında verdiklerinin tamamı. | Open Subtitles | هذا كلّ شيء أعطانيه (وِس) عن (أوجاستين). |
| Bu içkinin yönetmenliğini Wes Anderson mı yapıyor? | Open Subtitles | هل كان هذا شرابًا مُقدّمًا من قبل (وِس أندرسون)؟ |