| Gördüğünüz gibi kaplanlar geldiğinizin farkında, o yüzden bugün gösteriş yapıyorlar. | Open Subtitles | كما ترون فإن النمور تعلم بأنكم هنا وبالتالى فإنهم يتباهون اليوم |
| Onlar sadece gösteriş. Eğer elinde varsa, kullan. | Open Subtitles | إنهم يتباهون فقط إذا كانت لديك فاستعملها |
| Bunun geri kalanı, benden daha fazla bildiğin cıva banyosu ama onlar da muhtemelen sadece gösteriş. | Open Subtitles | والباقي هو الحمام الزئبقي الذي تعرفه أكثر مني لكنهم حتماً يتباهون فقط |
| Edimsel koşullanma tüm teknolojik kaynaklara sahiptir ve çocukların zihinlerine nasıl girip duydukları şeylerle o markaya nasıl koşullandırdıklarıyla böbürlenirler. | Open Subtitles | أوأهدافأو أغراض. ولديهم كل مصادر التكنولوجيا وهم يتباهون كيف أنهم |
| Hep büyük avlarıyla böbürlenirler. | Open Subtitles | دائماً ما يتباهون بصيدهم العظيم |
| Zengin aptallar para ile gösteriş yapıyor ve kendileri için okul açıyorlar demiştin, hatırlamıyor musun? | Open Subtitles | ألا تتذكرين متى قلت ذلك الأغنياء يتباهون بمالهم من خلال بناء مدرسة خاصة لأنفسهم؟ |
| Öğrendiklerini gösteriş amaçlı kullananları dengelemek için. | Open Subtitles | للتعويض عن أولئك الذين يتباهون بثقافتهم |
| gösteriş yapmak için caka satmak için ortada değiller. | Open Subtitles | rlm; ليسوا موجودين هناك للعبث rlm; ولا يتباهون بذلك |
| Şık evlerini dekore etmek, bütün evi pahalı sanat eserleriyle doldurmak ve bu utanç verici, şiddet dolu, taraflı bilgisiz, cinsel açıdan bastırılmış, kendini beğenmiş ülkenin zirvesindeki %1'lik kısma girmek için paralarıyla gösteriş yaparlar. | Open Subtitles | لتزيني منازلهم الأنيقة وتملئيها بالفن والمقتنيات الثمينة ومن ثمّ يتباهون بأموالهم ويكونوا في قمة 1% من أمّة الخزي والعنف والتحيّز... |