| seninle konuşmak istemiyor. Artık senden nefret ediyor. | Open Subtitles | لا يريد أن يتحدث معكِ الأن أنه يكره شجاعتك |
| Onun seninle konuşmak istediğini bilmen gerektiğini düşündüm. | Open Subtitles | حسناً, أعتقد أنه يجب أن تعرفي بأنه يريد أن يتحدث معكِ |
| - Bob seninle konuşmak istiyor... | Open Subtitles | -بوب" يريد أن يتحدث معكِ حقاً" |
| Hayır, hiç kimseyle konuşmuyor; ama seninle konuşur diye umuyordum. | Open Subtitles | كلا ، إنه لا يتحدث مع أحد ولكن أرجو أن يتحدث معكِ |
| Benim yerimde başkası olsaydı seninle konuşur, her şeyi açıklardı. | Open Subtitles | رجل آخر كان سيعرف كيف يتحدث معكِ, ويشرح المواضيع |
| seninle konuşmak istiyor. | Open Subtitles | يريد أن يتحدث معكِ |
| seninle konuşmak istiyor. | Open Subtitles | يريد أن يتحدث معكِ |
| Burada seninle konuşmak isteyen bir bey var. | Open Subtitles | هناك رجل يريد أن يتحدث معكِ |
| Babam seninle konuşmak istemiyor. | Open Subtitles | والدي لا يريد أن يتحدث معكِ |
| Ve seninle konuşmak istiyor. | Open Subtitles | ويريد ان يتحدث معكِ |
| Zoe Tsui, bir müfettiş seninle konuşmak istiyor. | Open Subtitles | (شوي تسوي), المحقق يريد أن يتحدث معكِ |
| Bu Jack. seninle konuşmak istiyor. | Open Subtitles | هذا (جاك) يريد أن يتحدث معكِ |