| Bir ceset ihmal edildiğinde organları kurur, çürür. | Open Subtitles | عندما تُترك جثة في الخارج، يتحلل كل جزء فيها، |
| Beden öldüğünde, ten çürür. | Open Subtitles | .عندما يموت الجسد, يتحلل الجسد |
| Çürümeyen ölü dokusun sen. | Open Subtitles | أنت نسيج ميت الذي" "لن يتحلل |
| "Çürümeyen ölü dokusun sen." | Open Subtitles | أنت نسيج ميت" "الذي لن يتحلل |
| Ve insan vücudu çürümeye başladığında, ne olur? Bozulur. Gaz üretir. | Open Subtitles | وماذا عما يحدث للجسد بعد أن يتحلل ألا ينتج عنه الغاز ؟ |
| Stalker'in benzersiz yüzüne baktığımızda,... radyasyondan çürümeye yüz tutmuş, çürüyen, dökülen birinin yüzünü görürüz. | Open Subtitles | إذا نظرنا إلى وجه الملاحق نفسه سنرى وجه شخص تعرض أكثر من اللازم إلى الإشعاع ويبدو كما لو أنه يتحلل ويتفسخ وهو على قيد الحياة |
| Parçalanmakta olan son proton titreşmeyi bırakıp evren, ısıl dengeye ulaştığında da orada olacağız. | Open Subtitles | عندما يتحلل آخر بروتون ويتوقف عن الإهتزاز، ويغرّق الكون في موجات الموت، سنكون هناك أيضاً |
| Parçalanmakta olan son proton titreşmeyi bırakıp evren, ısıl dengeye ulaştığında da orada olacağız. | Open Subtitles | عندما يتحلل آخر بروتون ،ويتوقف عن الإهتزاز ،ويغرّق الكون في موجات الموت سنكون هناك أيضاً |
| Suyun içinde, havaya oranla iki kat daha hızlı çürür. | Open Subtitles | و يتحلل مرتين بشكل أسرع في الماء. |
| "Çürümeyen ölü doku." | Open Subtitles | ."النسيج الميت لن يتحلل" |
| Cesedin şimdiden çürümeye başladı. | Open Subtitles | جسدكِ يتحلل بالفعل. |