Henüz onunla konuşma şansım olmadı ama konuşacağım. | Open Subtitles | لم يتسنى لي الفرصة بالتحدث معه لكني متأكد من أني سأفعل في وقتٌ لاحق |
Ama kendimi açıklamaya şansım olmadı. | Open Subtitles | ولكن أنا لم يتسنى لي الوقت لأشرح لك أسبابي |
Bana gönderilen okul kurallarını okuma şansım pek olmadı | Open Subtitles | لم يتسنى لي قرائة كتيب المدرسة الذي ارسلته لي |
New York'u görme şansım olmayacaksa en azından orayı gitarım görecek. | Open Subtitles | إذا لم يتسنى لي رؤيةُ "نيويورك" ابداً على الأقل غيتاري سيفعل |
Gerçek hayatta söyleme şansım olmadıysa bile en azından şimdi söyleyebiliyorum. | Open Subtitles | حتى لو لم يتسنى لي قولها في الحياة الحقيقية على الأقل سيتسنى لي قولها الآن |
Her zaman senin gibi biriyle tanışma şansım olmasını ümit etmiştim. | Open Subtitles | لطالما رجوت أن يتسنى لي اللقاء بشخص مثلك |
Dün gece yatmadan önce Emma'yı görme şansım olmadı ve... | Open Subtitles | حسناً في الحقيقه لم يتسنى لي رؤيتها قبل أن تنام ليلة البارحه... |
Graham veya Zack'e veda bile etme şansım olmadı. | Open Subtitles | "حتى انه لم يتسنى لي توديع "غراهم" و"زاك |
Paketleme şansım olmadı. | Open Subtitles | لم يتسنى لي الوقت لكي اغلفها |
Ama bunun için pek şansım olmuyor. | Open Subtitles | لكن لا يتسنى لي كثيرا فعل ذلك |
Dün gece Callie ile konuşma şansım olmadı ve dünün biraz şey olduğunu tuhaf olduğunu biliyorum yani olanlar falan. | Open Subtitles | لم يتسنى لي الحديث مع (كالي) ليلة البارحة و أعلم أن البارحة كانت نوعا ما غريبة ، نظرا لما حدث و كل شيء |
Artık Abraham'e, onun mutlu olmasına sevindiğimi söyleme şansım olmayacak asla. | Open Subtitles | الآن لن يتسنى لي إخبار (إبراهام) بأنّي أسعَد لسعادته. |