| Hepsi, üç futbol sahasından büyük olmayan ufak bir bölgede toplanıyor. | Open Subtitles | يحتشدون معاً في رقعة واحدة صغيرة من الغابة، لا تتعدى حجم أرضية ملعبين أو ثلاثة. |
| O dışarıdaki Abby'ler onun için toplanıyor. | Open Subtitles | تلك المخلوقات بالخارج إنه يحتشدون لأجلها |
| Herkes buraya baksın! Düşman bir araya toplanıyor. | Open Subtitles | انظروا لي جميعا انهم يحتشدون هناك |
| Kuş saldırısı, salgın- ne istersen söyle, oralarda bir yerde toplanıyorlar, ve geri dönecekler. | Open Subtitles | ان الطيور تهاجم كالطاعون سميها كما تسميها انهم يحتشدون الان بمكان ما وسوف يعودون |
| Ormanın iki yada üç futbol sahasından daha büyük olmayan ufak bir yerinde toplanıyorlar. | Open Subtitles | يحتشدون معاً في رقعة واحدة صغيرة من الغابة، لا تتعدى حجم أرضية ملعبين أو ثلاثة. |
| Genç, yaşlı, her Dorlu şatoya akın ederdi. | Open Subtitles | جميع السكان الصغار والكبار، يحتشدون عند القلعة |
| Kanatları birbirine sürtünür. | Open Subtitles | عندما يحتشدون اجنحتهم تؤدى الى ان يقضوا على بعضهم البعض |
| Laredo'dan Tijuana'ya milyonlarca Latin Amerikalı, Birleşmiş Devletler sınırında toplanıyor. | Open Subtitles | من (لاريدو) في أمريكا إلى (تيخوانا) في المكسيك الملايين من سكان أميركا اللاتينية يحتشدون على الحدود الأمريكية |
| 300.000 Baykal çamurculunun güneydeki Kore'ye göç ederek sert Sibirya kışından kaçmak için toplanıyor. | Open Subtitles | ثلثمئة ألف من بط بحيرة *بيكال* البري يحتشدون للهروب من الشتاء السيبيري... *بالهجرة جنوباً إلي *كوريا... . |
| Ancak donmuş Bering Denizi'nde özel bir ördek türünün üyeleri tek bir devasa sürüde toplanıyorlar. | Open Subtitles | لكن في بحر (بيرنغ) المتجمد، بطٌ من نوعٍ محددٍ يحتشدون معاً في سربٍ واحدٍ هائل |
| - Öyleyse neden sınırda toplanıyorlar? | Open Subtitles | -إذن لماذا يحتشدون في الحدود |
| Alarm, tesisin her yanından tetiklenebiliyor, görevliler de 30 saniyede falan olay mahaline akın ediyor. | Open Subtitles | منبة تحذيري يطلق بأي مكان بالمجموعة الحراس يحتشدون في خلال حوالي 30 ثانية |
| Film hayaranları sadece sinemalara akın etmekle kalmadılar | Open Subtitles | وحتى الآن فان المعجبين لا يحتشدون فقط |
| Haber yayılıyor. İnsanlar akın ediyor. | Open Subtitles | الكلمة انتشرت الناس يحتشدون |
| Bir dişi milyonlarca yumurta bırakır, hızla takip eden erkek onları döllemek için sürtünür. | Open Subtitles | تنطلق الأنثي و تطلق ملايين البيض, متبوعة بالذكور الذين يحتشدون لتخصيبهم |