| Ama meclis bizi çağırdığında aşık mıyız değil miyiz umurlarında olmaz. | Open Subtitles | لكن حين يطلب المعشر عودتنا، فهم لا يحفلون سواء كنّا مغرمين أم لا. |
| İnsanların ölüp ölmemesi umurlarında bile değildir. | Open Subtitles | إنّهم لا يحفلون حتى لو مات الناس... |
| Chiron, Bay D, diğerlerinin... umurlarında değiliz. | Open Subtitles | (كايرون) وأستاذ (دي) والبقيّة لا يحفلون بنا. |
| - Ama tanrılar-- - Tanrıları unutun. Onlar biraz bile sizi umursamazlar. | Open Subtitles | لكن الآلهة إنسوا الآلهة, هم لا يحفلون بكم شيئا |
| Onlar sizi umursamıyorlar. | Open Subtitles | لا يحفلون بأمركم يا قوم |
| Seni umursadıklarını mı sanıyorsun? | Open Subtitles | تخال أنهم يحفلون لأمرك؟ |
| Ona ne yaptığımız umurlarında değil. Conklin'e yaptıklarını hatırlıyorlar. | Open Subtitles | لا يحفلون بما نفعله به، بل يذكرون ما فعله بـ (كونكلِن). |
| Korkunç şeyler yaparlar ve kimin zarar gördüğünü umursamazlar." | Open Subtitles | يقترفون فظاعات و أمور مروّعة و لا يحفلون بمن يتأذّى" |
| Başka kimseyi umursamıyorlar. | Open Subtitles | لا يحفلون ببقيّتنا! |
| Bunu umursadıklarını sanmıyorum. | Open Subtitles | -أنا موقن أنهم لا يحفلون بذلك . |