O koyu çizgilerin anlamı bu onlardan korkması, onların hafıza kaybıyla doğrudan bağlantılı olduğu anlamına geliyor. | Open Subtitles | تلك الخطوط القـاتمة لهـا تأثيـر عليـه رعبه منهم يعني بأنّهم يرتبطون وبدون نقـاش بقضية فقدانه للذاكرة |
O zaman da somut kanıt yoktu. Ama UFO'larla bağlantılı olduğuna inanılıyor. | Open Subtitles | تلك حالات حيث أنّ هناك لا دليل طبيعي وهم كانوا منذ فترة طويلة يرتبطون بنشاط الجسم الغريب. |
Dostum, bu adamlar uluslararası zeki mühendislerle bağlantılı. | Open Subtitles | إنهم يرتبطون بأقوى صانعي الأسلحه |
İnsanlar savaşta birlikte olduğunda çiçek, toprak ve güneş gibi birbirlerine bağlıdırlar. | Open Subtitles | عندما يخوض الرجال المعارك سوية يرتبطون كأوراق الزهرة الواحدة كارتباط التربة بالشمس |
İnsanlar savaşta birlikte olduğunda çiçek, toprak ve güneş gibi birbirlerine bağlıdırlar. | Open Subtitles | عندما يخوض الرجال المعارك سوية يرتبطون كأوراق الزهرة الواحدة كارتباط التربة بالشمس |
Her biri farklı bir ünlüyle bağlantılı. | Open Subtitles | جميعهم يرتبطون بشخص مشهور. |
Ama sonra görüyorsun ki insanlar ortak ilgi alanlarıyla birbirlerine bağlanmıyor. | Open Subtitles | و يتبيّن أن الناس لا يرتبطون بناءً على الأهتمامات المشتركة. |
Cambridge'li gençler birbirlerine zamk gibi yapışırlar. | Open Subtitles | طلبة (كامبريدج) يرتبطون ببعض مثل الغِراء |